Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/2522 E. 2018/21154 K. 21.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2522
KARAR NO : 2018/21154
KARAR TARİHİ : 21.11.2018

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu 19.12.2017 gün, 2017/1045 esas ve 2017/1361 karar sayılı kararıyla esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2017 gün, 2017/1045 esas ve 2017/1361 karar sayılı kararına karşı, davacı avukatı maddi hata talebiyle birlikte tavzih talebinde bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davacı avukatının maddi hata dilekçesini kabul ederek, 19/01/2018 tarihli ek kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin 19/01/2018 tarihli ek kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 26.01.2015-08.12.2015 tarihleri arasında, davalıya ait fabrikada paketleme elemanı olarak belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığını, sendika üyesi olduğunu, 07.12.2015 tarihinde bölüm şefinden izin alarak işe gitmediğini, 08.12.2015 tarihinde işe gittiğinde ise gerekçe gösterilmeksizin ve sözlü olarak iş akdinin feshedildiğini, esasen feshin müvekkilinin sendika üyesi olmasından kaynaklandığını, yazılı fesih olmadığından ve fesih nedeni açıklanmadığından feshin geçersiz olduğunu, işverenin devamsızlık nedeniyle haklı fesih yapabilmesinin şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin iş akdinin savunma alınmadan feshedildiğini, iddia ederek, iş akdinin feshinin geçersiz olduğunun tesbiti ile müvekkilinin işe iadesine, çalıştırılmayan süre için dört aylık ücret ile diğer alacaklarının ödenmesine, bir yıllık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilmesine, aksi kanaat halinde ise 8 aylık ücret ve hakları tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü tutulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, feshin davacının sendika üyesi olması ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacının 07.12.2015 günü mazeretsiz ve izinsiz işe gelmediğini, kendisinden 08.12.2015 tarihinde savunma istendiğini, işçinin savunma yapmayarak “çıkışımı yapın” diyerek işyerini terk ettiğini, takip eden işgünü de işe gelmediğini, 08.12.2015 tarihinde iş akdinin sözlü olarak feshedildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, rahatsız olduğunu iddia eden davacının rapor alması ve müvekkili işverene sunması gerektiğini ancak davacının rapor ibraz etmediğini, tüm bu durumun davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanmak için hareket ettiğini gösterdiğini, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davacının iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedilmesinin İş Kanunun 25/2-g maddesi uyarınca haklı fesih nedeni oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin 07.12.2015 günü rahatsız olduğu için işe gidemediğini, bu durumu amirine sözlü olarak bildirdiğini, sendikal tercihi nedeniyle bir süredir baskıya maruz kaldığını, sendika üyesi işçilerin bahaneler bulunarak işten çıkartıldığını, iş akdinin feshini sözlü olarak yapmalarına rağmen iş akdinin feshinin devamsızlık gerekçesine dayandırıldığını, 08.12.2015 tarihinde müvekkilinin işe gittiğinin sabit olduğunu, o gün müvekkiline iş verilmediğini bu durumun tutanaklardan anlaşıldığını, tanık ifadelerinde, tutanak içeriklerinde çelişkiler bulunduğunu beyan ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesinin, 19.12.2017 tarihli kararında; gerekçeleri kararın gerekçe bölümüne yazılmak suretiyle, “iş akdi feshinin haklı nedene dayanmadığı ve davalı işveren tarafından ortada haklı ve geçerli bir fesih bulunmadan iş akdinin feshedildiği” gerekçesi ile davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu belirtilmiş ancak kararın gerekçe kısmının son pragrafında bu defa “mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği” denilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, 19.01.2018 tarihinde verilen ek kararda ise; ilk karardaki gerekçeler aynen kullanılarak, ilk kararın maddi hata sonucu verildiği anlaşıldığından denilerek kararın ortadan kaldırılmasına, davacı vekilinin istinaf sebeblerinin yerinde olması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesinin kararının yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine ihtiyaç olmadığı anlaşıldığından kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, iş akdinin feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuş ancak verdiği tavzih dilekçesi neticesi verilen ek karar lehine olduğundan temyiz harçlarını yatırmayacağını bildirmiştir. Ek karara karşı ise davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Davacının iş akdinin feshinin geçersizliğinin tesbiti ve işe iadesi istemli davasının, … 15. İş Mahkemesinin 31.01.2017 tarih, 2016/20 Esas, 2017/54 sayılı kararı ile reddedildiği, bu red kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu,
… Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin istinaf incelemesini yaptığı, 19.12.2017 tarih ve 2017/1045 Esas ve 2017/1361 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ancak kararın gerekçe kısmında her ne kadar “iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı ve işveren tarafından ortada haklı ve geçerli neden bulunmadan iş akdinin feshedildiği ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğunun anlaşıldığı” belirtilmiş ise de, hüküm kısmında istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde karar verildiği,
Davacı vekili tarafından gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin giderilmesi istemi ile bu kararın tavzih edilmesi için 04.01.2018 tarihli tavzih dilekçesi verildiği,
Bu tavzih dilekçesi neticesi … Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından dosya üzerinde tekrar inceleme yapıldığı ve 19.01.2018 tarihli ek kararın verildiği, ek kararda aynı gerekçelerle bu defa infazda tereddütü engellemek ve mağduriyete sebebiyet verilmemesi için daire ilk kararının ortadan kaldırılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, maddi hata sonucu verildiği anlaşılan 19.12.2017 tarih ve 2017/1045-1361 Es-Kr. sayılı daire kararının ortadan kaldırılmasına, usul ve yasaya aykırı olduğu ancak mevcut delil durumuna göre dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine ihtiyaç olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının iş akdinin feshinin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve işe iadenin yasal sonuçlarına hükmedildiği,
Bu ek kararın davalı vekiline tebliği üzerine, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosyada öncelikli sorun, bir Mahkemenin oluşturup, imzaladığı bir kararın gerekçesini yada hüküm fıkrasını “…maddi hata yapıldığı..” gerekçesi ile “… ortadan kaldırıp, yeniden oluşturup, oluşturamayacağı” dır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun da maddi hata yapıldığı gerekçesi ile usulünce verilen bir kararın gerekçesinin düzeltilmesine olanak tanıyan bir düzenleme yoktur.
Hatalı bir kararın düzeltilmesi usulüne uygun yasa yoluna başvuru halinde denetim merciince yapılabilir.
Tefhim edilen bir hükümde değişiklik yapılması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ na göre iki halde olanaklıdır.
Bu hallerden biri HMK’nun 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi”, diğeri ise HMK.nun 305. maddesinde düzenlenen “hükmün tavzihi” dir.
HMK.nun 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi” yolu ile “hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar” yine 304. maddede belirtilen usul ile düzeltilebilir.
“Hükmün tavzihi” ise HMK.nun 305. maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesidir. Tavzih usulü HMK.nun 306. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıktaki gibi kararın Mahkeme tarafından yada istinaf başvurusunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tamamen değiştirilmesinin yasal dayanağı yoktur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 19.12.2017 tarihli kararının ise, bu kararın gerekçesinde ilk önce, İlk Derece Mahkemesinin hizmet akdinin geçerli nedenle feshedildiği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğu ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde olduğu belirtilmiş ancak belirtilen bu gerekçeden sonra, gerekçe ile tamamen aksi yönde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ve bu şekilde gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması hatalıdır.
Bu nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından 19/01/2018 tarihli, 2017/1045 Esas, 2017/1361 sayılı ek kararın ORTADAN KALDIRILMASI ile aynı mahkemenin 19.12.2017 tarih 2017/1045 Esas, 2017/1361 sayılı kararının da hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki açık çelişki sebebiyle HMK’nın 297 ve 298/2 maddesine uygun bir karar oluşturulmadığından bu konuda usulüne uygun bir karar verilmek üzere bozulmasına karar verilmiştir.
I)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre dosyanın gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.