Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2018/1984 E. 2018/12527 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1984
KARAR NO : 2018/12527
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

Mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk … ile sanıklar … ve …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37, 151/1, 31/3 (s.s.ç. … hk.), 62 ve 52/2. maddeleri gereğince, sanıklar … ve …’ün 3.000,00, suça sürüklenen çocuk …’in ise 2.320,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair BİTLİS Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli ve 2011/194 esas, 2012/160 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, diğer sanık …’nın üzerine atılı bulunan tüm suçlardan beraat etmesi, diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun ise mala zarar verme suçu ile birlikte işledikleri iddia olunan nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarının Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 04.10.2016 tarihli ve 2016/9136 esas, 2016/10207 karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilerek devam eden kovuşturma sonucunda yüklenen suçların sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlenildiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine yönelik Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli ve 2016/430 esas, 2017/256 sayılı kararı ile karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında üzerlerine atılı bulunan mala zarar verme suçundan dolayı yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.2018 gün ve 13209 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2018 gün ve KYB/2018-8406 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükümlüler hakkında nitelikli hırsızlık, nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davasında mahkemece yapılan yargılama neticesinde her üç suçtan mahkumiyet kararı verildiği, Cumhuriyet Savcısı, hükümlüler … ve … müdafiileri ve hükümlü …’ün temyizleri üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 04.10.2016 gün ve 2016/9136 esas, 2016/10207 karar sayılı ilamı ile nitelikli hırsızlık ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının ” Dosya kapsamından, 20.12.2010 günü tespit edilemeyen bir vakitte, müştekinin 2. katta bulunan ikamet penceresi zorlanarak açılıp, içeriden 300,00 TL para ve 10 adet sigaranın çalındığı, olay yerinden herhangi bir delil elde edilemediği, tahkikat devam ederken, 19.03.2011 günü başka bir olay kapsamında yakalanan sanıklar … ve …’ın, 22.03.2011 tarihli müdafii olmaksızın alınan kolluk ifadelerinde, başkaca olaylar yanında temyiz incelemesine konu hırsızlık eylemini de gerçekleştirdiklerini, yanlarında suça sürüklenen çocuk …’in bulunduğunu beyan ettikleri, sanıklar … ve …’un, yargılama aşamasında ise suçu inkara yönelip, tutanağın altını okumadan imzaladıkları yolunda savunma geliştirdikleri, suça sürüklenen çocuk …’in, soruşturma aşamasında herhangi bir beyanının alınmadığı, mahkemede dinlenmesinde ise sanıkları tanıdığı ancak onlarla hırsızlık yapmadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, müdafii hazır olmaksızın kollukta alınan beyanların, savcı ve hakim huzurunda ileri sürülmemesi ve de suçun sübutuna etki eden başkaca delil bulunmaması halinde tek başına hükme esas alınamayacağı değerlendirilmekle, sanıklar … ve …’ün sonradan döndükleri, müdafii huzurunda alınmayan suçu kabul yönündeki beyanları dışında, suça sürüklenen çocuk …’in, suçlamayı tümden reddettiği hususu da dikkate alınarak, sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun, atılı suçları işlediklerine dair her türlü kuşkudan uzak, hukuka uygun ve mahkumiyetlerine yeter derecede delil bulunmadığı gözetilmeden, “şüpheden sanık yararlanır” evrensel ceza hukuku prensibi uyarınca atılı suçların sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi; kabule göre de; 2-Aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan tutuklu olduğu anlaşılan ve duruşmalardan bağışık tutulma istemi bulunmayan sanık …’ün duruşmalara getirtilmesi sağlanmadan, 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranmak suretiyle sanığın yokluğunda mahkumiyetine karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması, 3-UYAP sorgulamasında, olay günü güneşin saat 15.58’de battığı, TCK.nun 6/1-e maddesi uyarınca saat 16.58 den sonraki zaman diliminin gece olarak kabulünün gerektiği, müştekinin ise aşamalarda sabah 6.30’da evden ayrıldığı, saat 12.00 sıralarında da ikamete geri döndüğü yolunda beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, atılı suçların gece vakti işlendiğine dair her hangi bir delil bulunmaması dikkate alındığında, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde TCK.nun 143. ve 116/4. maddelerinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmolunması, 4- Suça sürüklenen çocuk … hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken, TCK.nun 116/4, 119-c ve 31/3. maddeleri uyarınca belirlenen 2 yıl 8 ay hapis cezasından aynı Yasanın 62. maddesi uyarınca ceza indirimine gidildiği sırada netice cezanın 2 yıl 2 ay 20 gün yerine 1 yıl 14 ay 20 gün hapis cezası şeklinde belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, 5- Kasten işlemiş oldukları suçlar nedeniyle hapis cezalarıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı
TCK.nun 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması ile ayrıca T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK.nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 6- T.C. Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK.nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanun’u Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuktan tahsiline dair yazılı şekilde karar verilmesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında hazırlanan sosyal inceleme raporu için bilirkişiye ödenen toplamda 40,00 TL’nin zorunlu kamu masrafı niteliğinde bulunması nedeniyle bu giderin de suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesi suretiyle, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye aykırı davranılması,” gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde hükümlülerin nitelikli hırsızlık ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarını işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine karar verildiği ve kararların temyiz edilmeden kesinleştiği; dosya kapsamına göre de yüklenen mala zarar verme suçunun hükümlüler tarafından işlendiğinin sabit olmadığının anlaşılması karşısında; hükümlülerin mala zarar verme suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Bitlis Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11.04.2012 gün ve 2011/194-2012/160 esas-karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, yüklenen fiilin hükümlüler tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle hükümlülerin mala zarar verme suçundan CMK.nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, hükmedilen cezaların infaz edilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.