Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/11942 E. 2013/22796 K. 29.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11942
KARAR NO : 2013/22796
KARAR TARİHİ : 29.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Dr. … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 24.07.2009 tarihli iş kazasında % 32,20 oranında sürekli iş göremez durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ve yapılan masrafların , davalı işverenden tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
1) 5510 sayılı Kanunun İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21’inci madde hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır.
Somut olayda, kesinleşen tazminat dosyasında alınan kusur raporunda; % 30 oranında sigortalının, % 60 oranında davalı işverenin kusurlu bulunduğunun, % 10
oranında ise kaçınılmazlığın bulunduğunun belirlendiği, iş müfettişi raporunda % 60 oranında işverenin, % 40 oranında ise sigortalının kusuru bulunduğunun kabul edildiği, dosyada alınan hükme esas kusur raporunda ise; işverenin % 50 oranında, ihbar olunan nezaretçinin % 10 oranında, % 40 oranında ise sigortalının kusurlu bulunduğu belirlendiği ifade edilmiş olup, kusur raporları arasında bariz çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple, anılan hususlar göz önünde tutularak, raporlar arasındaki çelişki; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan alınacak raporla giderilmelidir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 29.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.