Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/19021 E. 2013/20867 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19021
KARAR NO : 2013/20867
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan … ile … Elektrik Tic. San. Ltd.Şti. avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-22.10.2008 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının haksahibine bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin davalı işveren ve diğer davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “…sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
Mahkemece; gerçek zarar tavan hesabı yapılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin dördüncü fıkrasında ise,üçüncü kişinin sorumluluğu düzenlenmekte olup; buna göre,iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilebilecektir.
Üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanır. Bir başka ifadeyle; üçüncü kişi, ancak kusurlu bir hareketinin varlığı halinde rücu alacağından sorumludur.
İş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın üçüncü kişinin kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde rücu edilecek miktar; sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemelerin tümünün, bağlanacak gelirlerin ise başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının kusur karşılığından oluşmaktadır.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla sebebiyet vermeleri halinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62’nci (818 sayılı Mülga Borçlar Kanununun 50 ve 51) maddeleri uyarınca teselsül hükümlerine göre birlikte sorumlulukları söz konusu olacaktır. Bu halde, Türk Borçlar Kanunu’nun 62’inci maddesi uyarınca kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkı baki kalmak koşuluyla, her bir sorumlu yönünden kusurlarına düşen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına hükmedilebilecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Mahkemece, üçüncü kişi olan davalılardan … ve …’ın sorumluluğunun; sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirin yarısının, kusur karşılığını oluşturan tutar kadar olduğu gözetilmesizin, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
3-Diğer taraftan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74.(818 sayılı Borçlar Kanunu md.53) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki kusur ile bağlı değil ise de, mahkumiyete esas maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 74. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada da, davalı gerçek kişiler … ile … ile işletme şefi olduğu anlaşılan Neşat Ak hakkında da Ceza davasında Mahkemece suç duyurusunda bulunulduğu ve bu kişi hakkında da dava açılıp yargılama yapıldığı anlaşılmakta iken, mahkemece, bu davalının da kusurlu olup olmadığına dair herhangi
bir irdeleme içermeyen kusur raporuna dayalı olrak karar verilmesi isabetsizdir. Zira, ceza mahkemesindeki karar kesinleşmiş ise, …’ın da olayda kusurlu bulunduğu kabul edilecek ve ona da bir miktar kusur verilmesi gerekecektir.
Mahkemece Ceza Mahkemesindeki karar ve kusur raporları da dikkate alınmak suretiyle bu davalının da kusurlu olup olmadığı irdelenmeli, maddi olgular dikkate alınmalı,iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden oluşa uygun ve yeterli bir kusur raporu aldırılmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan … ile … Elektrik Tic. San. Ltd.Şti. avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve kararı temyiz etmeyen diğer davalı … yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan … ile … Elektrik Tic. San. Ltd.Şti.’ne iadesine, 11.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.