YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12365
KARAR NO : 2018/19306
KARAR TARİHİ : 27.11.2018
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 20.10.2017 tarihinde “haciz” ve “tahliye” istekli olarak başlattığı icra takibi ile 26.400,00 USD kira alacağının faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı borçluya ödeme emri 13.12.2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir.
İlk derece mahkemesince, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği’nin 46/a maddesine göre kira ve tahliye usulünün düzenlendiği, kira parasının ödenmemesi sebebiyle kiralananın boşaltılması anılan yasa ve yönetmelikte ayrıca düzenlenmiş bulunduğundan, açıklanan maddelere aykırı olan Borçlar Yasası’nın 260 ve İİK’nin 269/a ve devamı maddelerinin İcra Mahkemelerince uygulama olanağı olmadığı, sonuç olarak serbest bölgeden tahliye hakkında mahkemelerince yargılama yapılması olanağı bulunmadığından davanın görülebilirlik şartlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 12. maddesinde; uygulanamayacak kanun ve maddeler sayıldıktan sonra, diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmayacağının belirtildiği, kira parasının ödenmemesi nedeni ile kiralananın boşaltılmasının anılan kanun ve yönetmelikte ayrıca düzenlenmiş bulunduğundan, açıklanan maddelere aykırı olan BK’nin 260 ve İİK’nin 269/a ve devamı maddelerinin olayda uygulama olanağı bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesice, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nin 320/1. maddesi karşısında tarafların duruşmaya davet edilmeksizin dosya üzerinden karar verilip verilmeyeceği noktasındadır. Bilindiği gibi İcra Mahkemeleri icra-iflas işleri için kurulmuş, kendine özgü kuralları olan özel bir yargı organıdır. İİK’nin 18. maddesinde icra mahkemesine arz edilen hususlarda basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 70. maddesinde icra mahkemesinin itirazın kaldırılması hakkındaki talep üzerine iki tarafı davet ettikten sonra 18.madde hükmüne göre karar vereceği düzenlenmiştir. Öte yandan İİK’nin 269/d maddesinin uygulanması gereken maddeler arasında gösterdiği 70.maddesine göre, 18. maddede düzenlenen, aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder hükmü ilamsız tahliye takibinde uygulanmamalıdır. İcra mahkemesinin duruşma yapması zorunludur.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nin 320/1. maddesinde düzenlenen mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceğine ilişkin hüküm yukarıda açıklanan İİK’nin ilgili maddeleri ile takip hukuku açısından yorumlanmak ve değerlendirilmelidir. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan maddeye göre duruşma yapmadan karar verilebilmesi için bunun hukuken mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla ancak hukukun cevaz verdiği “ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz vb. gibi” veya İİK’nin 17-18 maddelerinde öngörülen şikayet başvurularında olduğu gibi Kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanıdığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir. Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği durumlarda dosya üzerinden karar verilemez. Bu arada HMK’nin hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılama hakkına ilişkin 6. maddesi de dikkate alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve yasa koyucunun takip ettiği amaç gözetildiğinde özel bir kanun olan İİK’deki hükümlerin genel bir kanun olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile değiştirildiği söylenemez. İcra Mahkemelerinde uygulanacak yargılama usulü İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu Kanun’da hüküm bulunmayan durumlarda ve uygun düştüğü ölçüde HMK hükümlerinin uygulanacağı HGK’nin 01.04.2015 tarih … Esas 2015/1141 sayılı kararında da belirtilmiştir.
Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince yargılamanın duruşma açılmak suretiyle yapılması gerekirken, değerlendirmede yanılgıya düşülerek dosya üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamadan incelenmesine yer olmaığına dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.