YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20530
KARAR NO : 2013/11784
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1479 sayılı Kanunun kusur sorumluluğunu esas alan 63. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde olayın ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve uzman sayılacak kişiden oluşturulacak bilirkişiden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Somut olayda, henüz kesinleşmediği anlaşılan ceza dosyasında, davalının sigortalıyı kasten öldürdüğü iddia edilmiş, davalının bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmiş olup, Mahkemece, ceza dosyası dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yapılacak değerlendirmede, halledilmesi gereken ilk sorun, yukarıda belirtilen maddi olgulara bağlılığın kapsamının ne olması gerekeceğidir. Başka bir anlatımla ceza mahkemesinin kesinleşen hükümlülük kararında, öncelikle maddi olguların saptanması, bu olgulara bağlı olarak suç teşkil eden bir fiilin yada kusurlu hareketin var olup olmadığı, varsa kusurun derecesi ve bunun sonucunda doğan zararın miktarının ne olduğu söz konusudur. Saptanacak maddi olgulara göre ceza mahkemesince kusurun varlığı kabul edildiğinde “bu kusurun” suç teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin, Ceza Hukukunun mesuliyete ilişkin esas ve ilkeleriyle yapılabileceği ortadadır.
Ne var ki; ceza mahkemesi kendine has usulü olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; kamunun yargıya olan güvenin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu dava tarihinde yürürlükte
olan Borçlar Kanununun 53.maddesinde öngörülen kuralında doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Şu halde hukuk hakimi ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlıdır.
Davalının mahkûmiyetine ilişkin olan ve dosya kapsamından henüz kesinleşmediği anlaşılan … Ağır Ceza Mahkemesinin … E sayılı dosyanın hükmünün kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.