YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12265
KARAR NO : 2018/18540
KARAR TARİHİ : 13.11.2018
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 137 ada 1 parsel taşınmaz üzerinde bulunan ev, araba garajı ve sair müştemilat ile ağaçların vekil edeni tarafından meydana getirildiğini belirterek, bahsi geçen muhdesatların vekil edenine ait olduğunun tespitine ve tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, 05/04/2012 havale tarihli cevap dilekçesi ile açılan davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davalılar … ile …, 03/04/2012 havale tarihli cevap dilekçeleri ile, açılan davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Davalı … 23/05/2012 havale tarihli dilekçesi ile, davacının 1998 yılında ev, araba garajı ve sair müştemilat ile ağaçları diktiğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, açılan davanın kabulü ile, 137 ada 1 parselde bulunan bilirkişilerin 15/12/2014 tarihli rapor ve krokilerinde göstermiş oldukları ev, garaj binası, ahır ve depo ile 45 adet ağacın davacıya aidiyetinin tespitine, davaya konu taşınmazda olan bu muhdesatların tapunun beyanlar hanesine kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekili tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücretine hasren temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti ve tapunun beyanlar hanesine şerhi isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 312/2. maddesine göre, davalıların yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları için, davanın açılmasına sebebiyet vermemeleri ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmeleri gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
Davalı …, ortaklığın giderilmesi dosyasında davacının muhdesat iddiasını kabul ederek yargılamaya sebebiyet vermediğinden ve cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğinden iş bu davalının yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu olduğuna dair hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
Yine, TMK’un 1006. maddesinde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009, 1010 ve 1011 maddelerinde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 maddesinde ise taşınmaz eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Açıklanan bu hükümlerin istisnası niteliğindeki 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasında ise, tapuda kayıtlı taşınmaz malın zilyet lehine tespitinde, mevcut ve her türlü takyit ile sınırlı ayni hakların saklı tutulacağı, eski tapu kayıtlarındaki bu tür hak ve mükellefiyetlerin kadastro tutanağında belirtilerek yeni kütüklere aynen geçirileceği, ikinci fıkrasında da taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Kadastro Kanunu’ndaki bu ayrık hüküm dışında Kanunlarımızda ve Tapu Sicil Tüzüğü’nde taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın tapu kütüğüne tescil veya şerh edilebileceğine veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğine ilişkin başkaca bir hüküm de bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kanun’un 33. ve aynı Kanun’un 19. maddesi genel hüküm niteliğinde olmadığından eldeki davaya uygulanmaz.Açıklanan bu nedenle, mahkemece, muhdesatın tapunun beyanlar sütununa tescili (şerhi) isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı biçimde kabulüne karar verilmesi de doğru olmayıp bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz eden iadesine 13.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.