YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3207
KARAR NO : 2018/8757
KARAR TARİHİ : 10.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemes
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 02.04.2014 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 1560 ada 58 parsel numaralı taşınmazın … adına kayıtlı olduğunu; … ‘un 11/03/1970 tarihinde, eşi … ‘un ise 01/01/1952 tarihinde, tek çocukları … ‘nun 29/07/2002 tarihinde öldüğünü; …’nun babası … ‘den kalan 1560 ada 58 parsel numaralı taşınmazı noterde düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesiyle kendisine satmayı vaat ettiğini, taşınmazın karşılığı olan 1 milyar TL bedelin nakden ve tamamen ödendiğini, tapuda devir işleminin … Belediyesinin imar uygulamasından dolayı zamanında yapılamadığını, satış vaadi sözleşmesi nedeniyle taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olaya gelince; davalı …’nun karar verilmeden önce 26.07.2015 tarihinde öldüğü anlaşıldığından, mirasçılık belgesinin temini ile mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması, savunma ve delillerin toplanması ondan sonra işin esası yönelik bir karar verilmesi gerekir.
Taraf teşkili tam olarak sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.12.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.