YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12157
KARAR NO : 2013/20188
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı ile davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava sonucu itibariyle 6183 sayılı Kanun kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine 7 gün içerisinde itiraz edilmediğinden bahisle borç zimmetinde sayılarak davacı 3. şahıs aleyhine Sosyal Sigortalar Kurumunca düzenlenip tebliğ olunan ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Kurum, dava dışı işveren limitet şirketin 2007/11-2010/3. aylara ait toplam 188.605,10 TL prim borcu nedeniyle, haciz bildirisi düzenleyip 29.06.2010 tarihinde davacı şirkete tebliğ etmiş, davacı şirket de 07.07.2010 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurarak 06.07.2010 tarihi itibariyle dava dışı borçlu limitet şirketin kendilerinden 8.607,34 TL alacağı olduğunu bildirmiş ve anılan tutarı da 09.07.2010 tarihinde Kuruma yatırmıştır. Kurum, aynı tarih olan 09.07.2010 tarihli ve toplam 189.123,40 TL bedelli 9 ayrı ödeme emri düzenleyerek davacı şirkete 15.07.2010 tarihinde tebliğ etmiştir. Davacı şirket, süresinde ve 20.07.2010 tarihinde açtığı eldeki dava ile ödeme emirlerinin iptali ve Kuruma 189.123,40 TL yönünden borçlu olmadığının tespitini istemiş ve davadan bir gün sonra 21.07.2010 tarihinde de ödeme emirlerine konu 189.123,40 TL tutarı ihtirazi kayıtla tamamen ödeyip, 16.03.2012 tarihli beyan dilekçesiyle de menfi tespit talebini istirdat talebine çevirip 189.123,40 TL’nin ödeme tarihi olan 21.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Hükme dayanak kılınan bilirkişi raporunda; davacı şirketin kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, davacı şirketin haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği 29.06.2010 tarihi itibariyle prim borçlusu limitet şirkete 12.685,20 TL, ödeme emrinin tebliğ edildiği 15.07.2010 tarihi itibariyle ise 27.995,58 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, rapora göre ve ödeme emrinin tebliğ
edildiği tutar olan 27.995,58 TL alacağı toplam ödemeden mahsup ederek, bakiye 161.127,82 TL’nin ödeme tarihinden yasal faiziyle davalı Kurumdan tahsiline karar vermiştir.
6183 sayılı Kanunun “3.şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi” başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre; kamu borçlusunun 3.şahıslardaki anılan madde kapsamına giren menkul mal, alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime (haciz ihbarnamesine) karşı 3.şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3.şahıs bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır. 3. şahsın bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise; zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3.şahıs hakkında, 6183 sayılı Kanunun 54 ve devamı maddelerindeki “cebren tahsil ve takip esasları”na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda 3.şahsa karşı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri”nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması Kanuna aykırıdır.
Somut olayda da; Kurum borçlusunun prim ve fer’ilerinden oluşan borcundan dolayı 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine karşı davacı 3.şahıs şirket, 7 günlük yasal süre içerisinde Kuruma itirazda bulunmadığından borç zimmetinde sayılıp, bu borçtan dolayı aleyhine ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından bulunan 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında “böyle bir borcu olmadığı” nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu davada, hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür. 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz ihbarnamesinin kesinleşerek hacze konu borcun 3.şahsın zimmetinde sayılması takip hukuku kapsamında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 sayılı Kanunda, İcra İflas Kanununun 72. maddesine muadil bir hüküm bulunmadığı bir başka ifade ile menfi tespit davası açılmasına yasaca cevaz verilmediği olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında İş Mahkemesinde açılacak bir davada 3.şahsın maddi hukuk anlamında borçlu olmadığını kanıtlamasına yasal engel teşkil etmeyeceği söz götürmez. Hal böyle olunca 3.şahsın 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre Kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında Kurum borçlusuna karşı borcu olmadığını ya da malın yed’inde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi mümkündür.
Hal böyle olunca; somut olayda, davacı 3.kişide, Kurum borçlusu işveren limitet şirketin alacağı bulunup bulunmadığı haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre de ödeme tarihinin 21.07.2010 tarihi olmasına rağmen, karar yerinde bu tarihin 15.07.2010 tarihi olarak gösterilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatı ile davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.