YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3446
KARAR NO : 2013/22198
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, halen Emekli Sandığı iştirakçisi olarak çalışmaya devam ettiği TRT Genel Müdürlüğü nezdinde 01.03.1995-07.06.1999 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı beyanla; 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalı çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkeme, Emekli Sandığına tabi şekilde çalışılmaya başlanılan 1999 yılı 6.aydan itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” hükmü uyarınca, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir.
Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin Kuruma verilmiş olması durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
Yine aynı işverenin değişik işyerlerinde çalışmanın ara vermeksizin sürekli biçimde mevcudiyeti halinde, hak düşürücü süre, sigortalının işverene ait son işyerinden ayrıldığı yılın sonundan başlar.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10.maddesinde yer alan “hizmet” kavramının, somut olay yönünden hem sigortalı hem de emekli sandığı hizmeti birlikte değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi ve hak düşürücü sürenin hesabında da bu belirlemenin esas alınması gerekir.
Nitekim konuya ilişkin Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 tarih ve 2011/10-52 Esas 2011/221 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Hal böyle olunca, öncelikle davacının davalı işveren nezdinde Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başladığı tarihin tespiti ve daha sonrasında da hak düşürücü süre değerlendirilerek işin esasına girilip yapılacak inceleme ve yargılama sonucuna göre karar vermektir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.