YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4216
KARAR NO : 2018/22821
KARAR TARİHİ : 11.12.2018
MAHKEMESİ : …. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
….Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar vermiştir.
…Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2008 yılı Şubat ayında Ege Bölge Müdürü olarak davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 06/02/2015 tarihinde emekli olduğunu, emeklilik sonrası tekrar 12/02/2015 tarihinde çalışmaya devam ettiğini, 30/06/2016 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, iş akdinin 16/06/2016 tarihinde ihbar önelli olarak feshedildiğini, ancak tebliğ edilen fesih bildiriminde herhangi bir fesih nedeninin bildirilmediğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve 8 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 12/02/2015-30/06/2016 tarihleri arasında bölge müdürü olarak çalıştığını, işveren vekili sıfatına sahip olduğunu, son yıllardaki performansında ciddi düşüşler olması nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, kendisinin yönetimi altındaki çalışan personel üzerinde yönetici ve otorite kontrolünü kaybettiğini ve otorite boşluğuna yol açtığını, bayilerin fazla harcamalar yapmasına göz yumarak bir çok bayi ile ilişkilerin sona ermesine sebep olduğunu savunarak haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde; İlk Derece Mahkemesince “fesih sebebi açık bir şekilde belirtilmemiş olup, bu geçerlilik koşullarının yerine getirildiğine dair herhangi bir bilgi belge dosyaya sunulmadığından davalının feshin geçerliliğini ispatlayamadığı” gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme’nin asıl hakiminin 15.03.2017 tarihli duruşmada usulüne uygun ön inceleme duruşması merasimini uygulaması gerekirken, hukuk usulüne aykırı olarak doğrudan hüküm kurduğu, davacı çalışanın özlük dosyasının dahi celp edilmesi ve incelenmesi yoluna gidilmediği, davacı şahsın işveren vekili ve temsilcisi sıfatı yönünün araştırılmadığı ve değerlendirilmediği, işe iade davası açılabilmesinin ön koşullarından birinin “işveren vekili sıfatına sahip olmama” koşulu olduğu, davacı şahsın Bölge Müdürü olarak iş tanımı, görev, yetki ve sorumluluklarının cevap dilekçesinde ayrıntılı arz edildiği, bunlar arasında “Şirketi bayiler ve müşteriler nezdinde temsil etmek”, “Verilen hedefleri tutturmak üzere ihtiyacı olan personelleri işe almak, alınan personelleri bölge içerinde görevlendirmek, müşteri paylaşımlarını yapmak ve hedefler vermek” gibi görev ve yetkilerin bulunduğu, davacı şahsa fesih bildiriminin yazılı bir şekilde yapıldığı ve fesih sebeplerinin davaya cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtildiğini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince özetle; Davalının istinaf sebepleri açısından istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile bağlı ve sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan incelemede; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi ile iş akdinin işverence geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini iddia eden işçiye, feshin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içinde iş mahkemesine başvurarak feshin geçersizliğinin tespitini ve işe iadesini talep etme imkanı tanıdığı, Kanuni düzenleme işçiye tanınan 1 aylık süre hak düşürücü süredir ve bu süre fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihte işlemeye başladığı, somut olayda, davalı işveren tarafından 16/06/2016 tarihinde davacı işçiye tebliğ edilen ihbar önelli fesih bildirimi ile, 4857 Sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca 30/06/2016 tarihi itibariyle geçerli nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğinin anlaşıldığı, davacı işçi söz konusu fesih bildirimini 16/06/2016 tarihi itibariyle tebliğ aldığı, iş bu davayı ise yasa tarafından öngörülen 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22/07/2016 tarihinde açtığı, Yerleşik Yargıtay İçtihatları gereğince hak düşürücü sürenin verilen önel süresinin sonunda değil, feshin tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başladığı kabul edilmekle, dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından, ayrıca davacı tarafça dava dilekçesi ile fesih bildirimi tebliğinin irade fesadı nedeni ile imzalandığı ya da imzalanan fesih bildiriminde sonradan tahrifat yapıldığı yönünde herhangi bir iddia bulunmadığından, davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur
H) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta davacıya fesih bildirimi 16.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, işe iade davası açmak için bir aylık hak düşürücü sürenin son günü 16.07.2016 tarihi Cumartesi’ye denk geldiğinden, hak düşürücü sürenin son günü olan 18.07.2016 tarihinde dava İzmir’de açılmıştır. 22.07.2016 tarihi ise İstanbul’da kayda girdiği tarihtir. Açıklandığı üzere; dava hak düşürücü süre içerisinde açıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı ve bu nedenle davanın reddi gerektiği şeklindeki tespiti yerinde değildir.
Bölge Adliye Mahkemesi davayı hak düşürücü süre içinde açılmadığı için usulden red ile sonuçlandırdığı için henüz istinaf nedenleri bakımından esastan bir inceleme yapmamıştır. Bu itibarla işin esasını inceleyip karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dava dosyasının HMK.nın 373/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.