YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4434
KARAR NO : 2013/20739
KARAR TARİHİ : 08.11.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtları okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava konusu somut olayda, Kurum tarafından dava dışı S.S. Şelale Konut Yapı Kooperatif Başkanlığının ödenememiş prim borçları nedeniyle aleyhine, 6183 sayılı Yasa hükümlerine göre icra takibi başlatılmış, aynı kanunun 35. maddeleri uyarınca şirket tüzel kişiliğinden alacağının tahsil imkanı bulunmadığından dolayı, kooperatifin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle 5510 sayılı Yasanın 88. ve 93. maddeleri gereğince davacının yaşlılık aylığına haciz konulmuştur. Davacı tarafından haciz işleminin iptali istenmektedir.
Mahkemece, davacının kooperatifin yönetim kurulu üyesi bulunduğu ve söz konusu prim borcundan 5510sayılı Yasanın 88. maddesi gereğince sorumluluğu bulunduğu, aynı yasanın 93. maddesi gereğince de yaşlılık aylığına haciz konulabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar 5510 sayılı Yasanın 20. bendine göre; kooperatifin yönetim kurulu üyesi olduğu kabul edilen davacının, ödenmemiş sigorta primleri nedeniyle kuruma karşı kooperatif tüzel kişiliği ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu ve 93. maddesi gereğince de yaşlılık aylığına haciz konulabileceği anlaşılmakta ise de, Kurum tarafından bahsedilen işlemlerin yapılabilmesi için öncelikli olarak davacı adına takip yapılması ve gerekli prosedür izlendikten sonra borcun ödenmeyeceğinin anlaşılması durumunda 93. maddedeki haciz müessesesinin uygulanması gerekirken, davacı hakkında hiçbir takip yapılmaksızın yaşlılık aylığına haciz konulması isabetsizdir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki gerekçeler göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.