Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/9002 E. 2018/19534 K. 05.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9002
KARAR NO : 2018/19534
KARAR TARİHİ : 05.11.2018

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalılar avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalılar avukatlarının istinaf başvurusunu kabul etmiş, davayı reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı alt işveren … Güvenlik şirketinin sigortalı elemanı olarak davalı asıl işveren … Büyükşehir Belediyesine bağlı Park ve Bahçeler Projesinde 10/10/2012 – 11/08/2016 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, taşeron şirketlerin değişmesine rağmen davacının asıl işvereninin değişmediğini davalıların davacı ve arkadaşlarını toplu olarak somurt bir gerekçe göstermeden haksız bir şekilde tazminatları da ödenmeden işten çıkardıklarını, fesih nedeninin açık ve kesin bir şekilde belirtilmediğini iddia ederek; feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Hiz. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 aylık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, müvekkili şirket ile İBB arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının asıl işveren İBB emir ve talimatı altında çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı İBB vekili cevap dilekçesinde özetle; 15. Temmuz 2016 tarihinde ülkede yapılan darbe girişimi sonrasında yayınlanan KHK ile FETÖ örgütüne üye olan şahısların iş sözleşmelerinin feshine karar verilmesi sonucu davacının iş akdinin haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davalı fesih bildiriminde gerekçe açıklamamış ise de asıl işveren belediye cevap dilekçesinde olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere ilişkin KHK kapsamında alınan önlemlerden ve Fetö Terör örgütü yapılanması kapsamında yapılacak araştırmalardan buna ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararlarından bahsetmiş alt işveren davalı … şirketi ise usuli itirazlarda bulunduğu, davalılar davacının işinin haklı sebeple feshedildiğini iddia etmiş olsa da dosya içeriğine göre yapılacak feshin geçerli olabilmesi ve hüküm doğurabilmesi bazı şartlara dayandırıldığı, feshin İş Kanununun 19. Maddesinde düzenlenen usul şartlarına uygun yapılması gerekli olduğu, dosya kapsamında fesih bildirimi yazılı yapılmasına rağmen fesih sebebi açık kesin olarak belirtmemiş ayrıca işveren yaptığı şüphe feshi kapsamında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğunu hiç bir delil ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı … Hiz. A.Ş. vekilinin istinaf sebepleri; davalı vekilinin süresi içerisinde süre tutum dilekçesi sunduğu, süre tutum dilekçesinde herhangi bir sebep bildirmediği, gerek karar tebliğinden sonra gerekçeli istinaf dilekçesini sunmadığı görülmüştür.
Davalı … vekilinin istinaf sebepleri; Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek sureti ile iş sözleşmesinin feshinin İş Kanunu ile 667 ve 673 sayılı KHK lere uygun işlem olduğu,talep ettikleri deliller, bilgi ve belgeler toplanmadan, toplanması dahi beklenmeden, davalı tanıkları dinlenmeden, salt davacı tanıkları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu şeklindedir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının iş sözleşmesinin feshi, çıkarılan OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile çerçevesi çizilen “şüphe feshi” olup, niteliği itibariyle sıradan bir şüphe feshi olarak değerlendirilmesi ve bu konuda herhangi bir fesih denetimi, geçerlilik denetimi yapılması mümkün olmadığı, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından daha sonra yayınlanan başka bir KHK ile eski görevine iadesi noktasında bir işlem yapılmamıştır. Davacının iş sözleşmesinin feshi, çıkarılan OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile çerçevesi çizilen “şüphe feshi” nedeniyle geçerli olduğundan davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Dosya içeriğine göre; davacının iş akdinin 11.08.2016 tarihinde “şirket politikalarına, işyeri kurallarına uymadığınız ve özel güvenlik işine uygun düşmeyecek irtibatlarda bulunduğunuz tespit edilmiştir. Durum, iş akdinin devam etmesini işveren tarafından beklenmeyecek bir noktaya getirmiştir. Bu gerekçe ile şirketimizle aranızdaki iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi/II.(e) bendi uyarınca işverenin güvenini kötüye kullandığınız, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğunuz için haklı nedenle derhal feshedilmiştir” gerekçesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf savunmasında 15. Temmuz 2016 tarihinde ülkede yapılan darbe girişimi sonrasında yayınlanan KHK ile FETÖ örgütüne üye, irtibat, iltisaı olan şahısların iş sözleşmelerinin feshine karar verilmesi sonucu davacının iş akdinin haklı olarak feshedildiğini belirtmiştir.
Ancak Dairemiz’in 10.05.2018 tarih 2018/1062 Esas, 2018/10417 Karar sayılı ilamı sonrası davalı …Ş. tarafından diğer davalı … Belediye Başkanlığına hitaben yazılan 10.01.2018 tarihli belgede “ yapılan soruşturma sonucunda personelin kardeşinin suçsuz bulunarak 21.10.2017 tarihinde işe iade edildiği, işçi …’nun işe başlatılmasında sakınca olmadığının” açıkça belirtilmesi karşısında davacının feshe konu edildiği şekilde FETÖ/PDY örgütüne üyelik, irtibat, iltisakının olmadığının davalı şirket tarafından kabul edildiği, işe başlatılmasında sakınca görülmediği, bu nedenle fesih işleminin geçersiz olduğu anlaşıldığından, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-Davanın kabulü ile, feshin geçersizliğine ve davacının davalı …Ş.’deki İŞİNE İADESİNE,
3- 4857 S. İş Kanunu’nun 21. maddesi gereğince davacının yasal süresi içinde işe başvurmasına rağmen davalı işverence 1 aylık yasal süresi içinde davacı işçiyi işe başlatmaması halinde davacının kıdemi ve fesih sebebi nazara alınarak davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
3)4857 S. İş Kanunu’nun 21. maddesi gereğince davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğinin tespitine,
5-Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 2.180 TL. maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Alınması gereken 35,90 TL karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29.20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6. 70 TL karar- ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davacının yaptığı harçlar dahil toplam 442,70 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine,
9-Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05/11/2018 tarihinde kesin olarak, oy birliği ile karar verildi.