YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/5229
KARAR NO : 2018/11706
KARAR TARİHİ : 12.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5809 sayılı Kanun’un 56/4. maddesi;
“…(4)Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz…”,
Adı geçen Kanun’un 63/10. maddesi; “Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” ve
5237 sayılı TCK’nun “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61. maddesi;
“(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler…”
5237 sayılı TCK’nun “zincirleme suç” başlıklı 43. maddesi;
“…(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz…” hükümlerini amirdir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri karşısında; zincirleme suç hükümlerinin düzenlendiği TCK’nun 43/1. maddesinin somut olaya uygulanabilmesi için suçun aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi, TCK’nun 43/2. maddesinin somut olaya uygulanabilmesi için ise aynı suçun aynı anda tek bir fiille birden fazla farklı mağdura karşı işlenebilmesi şarttır.
Hal böyleyken, sanığın katılan adına 21.12.2013 günü üç ayrı ön ödemeli cep telefonu abonelik sözleşmesi hazırlaması yönündeki eyleminin, TCK’nun 43/1. maddesinde aranan “değişik zaman” şartını taşımadığı, ancak aynı anda aynı mağdura hakkında birden fazla sözleşme hazırlanması yönündeki eylem karşısında belirlenecek cezada alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektiren ve TCK’nun 61. maddesinde yazılı bir takdiri artırım (teşdit) sebebi olmasına rağmen, sanık hakkında üç kez ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında 5809 sayılı Kanun’un 56/4. maddesi göndermesiyle 63/10. maddesine aykırılık suçundan açılan kamu davasında, TCK’nun 61. maddesinde yazılı esaslara göre Kanun’da yazılı cezanın alt ve üst sınırları arasında bir ceza tayin edilmesi gerekirken, Kanun’da öngörülen üst sınır olan 100 gün de aşılmak suretiyle 200 gün adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.