Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/7944 E. 2013/20929 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7944
KARAR NO : 2013/20929
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 22.04.2004 tarihli iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir. Anılan madde kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, davalılar; Kurumun rücu alacağından kusurları oranında sorumludurlar.
Davalı şirkete ait battaniye fabrikasında kesme (elyaf ön hazırlama) makinesinde temizleme işini yapan sigortalının sol el parmaklarının zincir ile dişli mekanizması arasına sıkışması şeklinde gerçekleşen iş kazasında % 14,1 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan tedavi giderlerinden oluşan Kurum zararının tazmini için açılan davanın yargılaması aşamasında alınan 09.05.2011 tarihli ilk raporda; işveren %10, … %5, …i %5, kazalı %80, 09.03.2012 tarihli ikinci raporda; işveren %55, … %5, … %5, kazalı %35, 19.10.2012 tarihli üçüncü raporda; işveren %70, … %5, … %5, kazalı %20, kusurlu bunmuş, Mahkemece; 09.03.2012 tarihli ikinci rapor hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
09.03.2012 tarihli kusur raporunun beğenilmemesi nedeniyle, itibar edilmeyerek yeniden kusur raporu alındıktan sonra, beğenilmeyen kusur raporuna dönülerek, bu raporun hükme esas alınmış olması isabetli bulunmamıştır.
Olay nedeniyle açılan … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/344 Esas, 2007/410 Karar sayılı dava dosyasında alınan 23.05.2005 tarihli kusur raporunda, … 2/8, … 2/8, kazalı 4/8 kusurlu bulunmuş, sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmiş, hükme esas alınan kusur raporunda ceza davasında kusurlu olduklarından bahisle gerçek kişilere kusur izafe edilmiştir.
Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı ise de, kusur raporu ve oranları ile bağlı değildir. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19-639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4-13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2-76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyeceğinden, davalı gerçek kişinin zararlandırıcı sigorta olayında şahsi kusurunun bulunup bulunmadığını değerlendirmeden, sırf ceza davasında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle kusur izafe eden raporun hükme dayanak alınmış olması da isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece, öncelikle olayının ne şekilde oluştuğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak varsa çelişki giderilerek belirlenmeli, dava konusu iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yeniden yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı, davalı …’nin olayda şahsi kusurunun bulunup bulunmadığı yönleri yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, raporlar arasındaki çelişkiyi gideren rapor alınması gerektiği gözetilip, varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre; dava dilekçesinde, dava dışı kişilerin kusuru nedeniyle teselsül hükümlerine dayanılmamasına, ve davalıların zararlandırıcı olaydaki kusur oranlarına göre, davalıların %60 Kurum zararından sorumlu oldukları miktarın hüküm altına alınması gerekirken, %65’inin hüküm altına alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ile davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.