Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/14801 E. 2013/12413 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14801
KARAR NO : 2013/12413
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/01/2012 tarih ve 2011/125-2012/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait boru hatları ve tesislerin davalı … tarafından düzenlenen … Sigorta Poliçeleri ile teminat altına alındığını, müvekkili şirkete ait… ” ham petrol boru hattının 373.750 km.’sinde elektriksel nedenle acil kapanma alarmı sonucunda dört vananın kapanarak basıncın artması neticesinde patlama meydana geldiğini, olayın davalı … şirketine bildirilmesi üzerine hasar dosyası açılarak ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, hasarın müvekkili şirket tarafından onarıldığını, ekspertiz incelemesi sonucunda zarar miktarının muafiyet hariç toplam 3.909.491,03 USD olduğunun belirlendiğini, sigorta sözleşmesinin 5/c maddesi uyarınca bedelin 15 gün içerisinde ödenmesi gerektiği halde davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 3.909.491,03 USD’nin hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa verilen sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğunu, bu hususun davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, bu nedenle gecikmeler yaşandığını, davacı şirkete 14.10.2010 tarihinde ödeme yapıldığını, temerrüt bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı şirketin boru hatlarının ve tesislerinin davalı … ile 17.01.2008 tarihinden düzenlenen sigorta sözleşmesine istinaden yangın all risk ve makine kırılma sigorta poliçeleri ile teminat altına alınmış olduğu ve sigorta teminat süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından hasar meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı … şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve temerrüdünün bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu, taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde “hasarlar için yapılacak ödemelerin düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş’ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder” hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, hasarın ihbarı üzerine 29.07.2009 tarihinde eksper raporu düzenlendiği, davacı… tarafından sigorta tazminatı 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı … şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı … şirketinin 27.10.2009 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta teminatını ödemesi gerektiği, her ne kadar davalı … tarafından sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğu ve bu nedenle işlemlerin uzadığı, bu gecikmenin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davanın açılmasına sebep olunmadığı savunulmuş ise de, işlemlerin uzamasının davacının bilgisi dahilinde olduğu hususuna yönelik olarak ispat aracı sunulmamış olduğu gibi, sigorta sözleşmesinin 5/h maddesinde bu konuda da düzenleme yapılmış olup, buna göre, sigortacı, reasürörlerden hasar bedelini tahsil ettiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde Botaş’a ödeme yapmak zorunda olup, bu tarihin Botaş’ın hasar talep tarihinden itibaren 3 aylık süreyi geçemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre, davalı … her halükarda Botaş’ın talep yazısından itibaren 3 ay içerisinde ödeme yapmak zorunda olup, bu süre içerisinde ödeme yapmamış olması nedeniyle bu davanın açılmasına sebep olduğu, davalı …, 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olup, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl alacak miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD’ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca … Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl alacak miktarının yargılama aşamasında davalı tarafça ödendiğinden bahisle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ve asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD’ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyannca … Bankaları’nın USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine karar verilmiştir. Oysa ki, 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesinde “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde … Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” denilmekte ve sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde uygulanacak faiz oranı düzenlenmektedir. Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin hasarlar için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan “Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder” hükmü ile Kanun’da öngörülen faiz oranından daha yüksek bir faiz oranı kararlaştırılmış olduğu hususu gözden kaçırılarak, yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı’ya iadesine, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.