Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/28962 E. 2018/21408 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28962
KARAR NO : 2018/21408
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı şirkette 21/10/2012-18/09/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde aşçı olarak çalıştığını, ödenmeyen alacakları için noter kanalıyla gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ödenmeyen 2013 yılı Eylül ayı 18 günlük ücreti ve fazla mesai ücret alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 24/10/2012-07/10/2013 tarihleri arasında komi olarak çalıştığını, 2013 yılı Eylül ayı ücretini, asgari geçim indirimini ve genel tatil çalışması ücret alacağını 06/12/2013 tarihinde dava açılmadan önce davacının banka hesabına yatırdıklarını, davacının 19,20 ve 21 Eylül 2013 tarihlerinde sebepsiz olarak işe gelmediğini, bu durumu tutanak ile tespit ettiklerini, devamsızlık sebeplerini bildirmesi için çektikleri ihtarname karşılıksız kaldığı için akdi 07/10/2013 tarihinde haklı nedenle fesih ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı tanıklarının beyanlarının savunmanın ispatlandığını kabule yeterli olmadığı, kendi içinde bile çelişkili olduğu, davacının ve aynı anda diğer 3 arkadaşının sebepsiz olarak işe gelmemiş olmalarının, iş yaşamının bilinen gerçeklerine uygun düşmeyen bir davranış biçimi olduğu, tanıkların davacının ekim ayına kadar ve hatta bir tanesinin 7 Ekim tarihine kadar çalıştığını beyan ettikleri, halbuki davacının eylemli çalışmasının 18 Eylül tarihinde sona erdiği ve devamsızlık tutanaklarının da Eylül ayının 19,20 ve 21’ine ait olduğu, tutanakları tanık olarak imzalayan kişilerin davalı tarafça duruşmada dinletilmediği, bu hali ile dinlenen tanıkların beyanlarının savunmayı ispatlayamadığı, ispat yükü davalı işverene ait olduğundan ve bu yükümlülüklerini yerine getiremediklerinden akdin ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde 18 Eylül tarihinde fesih edildiği ve devamsızlığa dair tutanakların fesihten sonraya ait olmaları nedeni ile hukuki sonuç doğurmayacağı, fazla mesai yapıldığı iddiasını davacının ispatlaması gerektiği, davalı işyerinde davacı ile birlikte çalıştığı anlaşılan davacı tanıklarının iddiayı doğrulayan ve yemin altında verdikleri beyanları nedeniyle fazla mesai yapıldığı iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanıkların beyanlarından davalı işyerinde davacının sabah vardiyasında çalışıyor ise 07.00-16.00 saatleri arasında, diğer vardiyada ise 15.30-24.30 saaatleri arasında çalıştığı, akşam vardiyasının iş durumuna göre haftada 2 gün bir veya bir buçuk saat uzadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının haftanın 4 gün ara dinlenmeleri düşüldüğünde günde 8 saat, çalışmanın uzadığı diğer 2 günde ise ara dinlenmeleri düşüldüğünde günde 9 saat çalıştığı, toplamda haftada 50 saat çalıştığı kabul edilmelidir. Davacının iş sözleşmesinde fazla mesainin aylık ücrete dahil olduğu düzenlemesi de gözetildiğinde yerleşik Yargıtay içtihatları gereği yıllık 270 saati ve haftalık 5.2 saat aşan fazla çalışmasının bulunmadığı anlaşıldığından saptanan bu durum karşısında, davacının fazla çalışma ücret talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.