Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/9264 E. 2013/12373 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9264
KARAR NO : 2013/12373
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.02.2011 tarih ve 2006/447-2011/29 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.06.2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalılardan … vekili Av. … ve davalı … … Maden İşl. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi … … ile davalı …’in 11.04.1997 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, davalı şirketin murisin adına kayıtlı olan kalsedon madenine ait ruhsatı rödovansçı olarak işlettiğini, muris ile davalı …’in 13.07.1997 tarihinde evlendiklerini, müvekkillerinin murisin ilk evliliğinden olma çocukları olup, murisin evlendiğinde 68 yaşında olduğunu, murisin tüm mal varlığının ölüm tarihi olan 06.03.2005 tarihine kadar kademeli olarak davalı …’e aktarıldığını, davalı şirketin kuruluş sermayesinin 500,00 TL olup, bunun 495,00 TL’sinin murise, 5,00 TL’sinin de davalı …’e ait olarak kurulduğunu ancak kuruluştan kısa süre sonra 18.03.1997 tarihli düzeltme beyannamesi ile muris ve davalı …’e vekaleten… ‘nın şirket hisseleri üzerinde değişiklik yaptığını, sermayenin 475,00 TL’sinin murise, 25,00 TL’sinin davalı …’e ait olduğunu bildirerek bu hususu tescil ettirdiğini, anılan şahsın vekaletnamede olmayan bir yetkiye dayanarak yaptığı sermaye payını değiştirme işleminin geçersiz olduğunu, sonraki tarihlerde yapılan hisse devir sözleşmelerinin ve buna bağlı olarak alınan ortaklar kurulu kararlarının da geçersiz bulunduğunu, muris adına atılan imzaların sıhhatinin şüpheli olduğunu, murisin eşi olan davalının etkisi ve azmettirmesi ile çocukları olan davacılardan şirket hisselerini kaçırma amacıyla gerçekte hiçbir bedel almadan devir işlemlerini gerçekleştirdiğini, hisse devirlerinin geçersiz olması nedeniyle alınan sermaye artırımına ilişkin kararın da geçersiz olduğunu, murisin davalı …’e yaptığı maden ruhsatının devrine ilişkin işlemin de muvazaalı olup, murisin tüm mal varlığının davalı … tarafından bedelsiz olarak iktisap edildiğini ileri sürerek, yapılan tüm devir işlemlerinin muvazaa ve sahtelik nedeniyle geçersizliklerinin tespiti ile iptaline, davacılardan herhangi biri üzerine maden ruhsatının hükmen tesciline, madene ve şirkete kayyum tayinine, bu talepler neticesi oluşacak duruma göre davalı şirketin 50.000,00 TL’lik sermayesinin 49.500,00 TL’sinin muris … …’e, 500,00 TL’sinin davalı …’e aidiyetinin tespiti ile bu kapsamda davacılara intikal eden hisselerin hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların iddialarının yerinde olmadığını, yapılan tüm işlemlerin geçerli ve gerçek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, maden ruhsatının devrine ilişkin işlemin iptalini gerektirecek bir muvazaanın davacı tarafça ispat edilemediği, 18.03.1997 tarihli düzeltme beyannamesinin geçersiz olduğu iddiasının ise bu işleme murisin daha sonra icazet vermesi nedeniyle işlemin geçerli bulunduğu, yine davacı tarafça hisse devirlerine ilişkin işlemlerin muvazaalı olduğu iddia edilmiş ise de sözleşmelerin TTK’nın 520/son maddesindeki şekil ve şartlara uygun olarak yapılması karşısında hisse devrine ilişkin sözleşmelerin geçerli olarak kurulduğu, bedelinin alındığının açıkça yazılı olduğu, davacı tarafın aynı kuvvette aksini ispata yarar bir belge sunmadığı, kaldı ki aynı hususun murisin sağlığında dahi ileri sürülmediği, bu durumda bu iddiaların da ispat edilemediği, sicile bildirim yazısının murise ait olmadığı hususunun ise neticeye bir etkisinin olmadığı, davalı …’in müdürlük yetkisinin kaldırılması konusundaki davacı taraf iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile 18.03.1997 tarihli düzeltme beyannamesi sonucu davalı şirkete ait hisse oranlarında meydana gelen değişikliğin ve sermaye artırımlarına ilişkin olarak alınan kararların geçerli bulunmasına göre, davacılar vekilinin bu işlemlere yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacılardan mal kaçırmak amacıyla muris tarafından yapılan ve muvazaalı olduğu ileri sürülen davalı şirkete ait hisselerin diğer davalıya devrine ilişkin işlemler ile maden ruhsatının devrine ilişkin işlemlerin iptali istemine ilişkindir. Davacılar, muris … …’in ilk evliliğinden doğan çocukları olduklarını, murisin 13.07.1997 tarihinde davalı … ile evlendiğini ve bu evlilik sonrasında kendilerinden mal kaçırmak amacıyla murisin tüm mal varlığının ölümüne kadar kademeli olarak davalı …’e aktarıldığını, bu kapsamda olmak üzere davalı …’in gerçekte hiçbir bedel ödemeden murisin davalı şirketteki hisselerini devraldığını ve muris adına olan maden ruhsatını devraldığı, tüm bu işlemlerin yapılış amacının murisin mirasçıları olan davacılardan mal kaçırma amacına yönelik olduğu ileri sürülmüştür. Davalı … ise yapılan devir işlemlerinin gerçek olduğunu, kendisinin ve yakınlarının ortaya koyduğu çalışma, emek ve mesleki katkılar nedeniyle bedel alınmadığını savunmuştur. Davacılar açtıkları işbu davada esasen murisleri … … ile davalı … arasında yapılan işlemlerin amacının kendilerinden mal kaçırmaya yönelik olduğunu ileri sürmüşlerdir. Davalı … de bedel ödemediğini ancak şirket için çalıştığını, mesleki katkılarda bulunduğunu belirterek bedel ödenmediğini kabul etmiştir.Murisin davalı … ile evlendikten sonra şirketteki hisselerini eşi olan davalıya devretmesi, murisin adına kayıtlı olan kalsedon madenine ait ruhsatın da davalı …’e devredilmesi ve dosya kapsamındaki tanık ifadeleri ile bilgi ve
belgeler göz önüne alındığında davalı …’e yapılan devirlerin davacılardan mal kaçırma amacına yönelik olup, davalı … tarafından ileri sürülen devirlerin karşılığının şirkette çalışmak suretiyle ödendiğine ilişkin savunmanın da şirket için yapılan çalışma ve katkının murise ait hisseler karşılığı yapılmış bir ödeme olarak kabulünün mümkün olmadığı, anılan davalının gerçekten şirket için yaptığı bir çalışma ve sağladığı bir yarar varsa bunun karşılığını ödemekle sorumlu olanın şirket olup, şirket için yapılan çalışmanın murise ait hisseler devralınmak suretiyle karşılanmasının yasal bir dayanağının da olmamasına göre gerek hisse devirlerinin gerekse maden ruhsatının devrinin bedelsiz olarak ve muris ile davalı … arasında davacılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış muvazaalı işlemler olduklarının kabulü gerekirken, mahkemece davacıların muvazaa iddiasını yazılı belge ile kanıtlamaları gerektiğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir.Bu durumda, davalı şirketin kuruluş sermayesi olan 500,00 TL’den 475,00 TL’sinin davacıların murisi …’e, 25,00 TL’sinin ise davalı …’e ait olduğunun kabulü ile şirketin hali hazırdaki 50.000,00 TL’lik sermayesinin bu paylar oranında paylaştırılması ile maden ruhsatının davalı …’e devrine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına aykırı ve yasal olmayan gerekçe ile davacıların bu yöndeki istemlerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.