Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/23934 E. 2018/20522 K. 14.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23934
KARAR NO : 2018/20522
KARAR TARİHİ : 14.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan … Park Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, asıl işveren … Park Sağlık Hizmetleri A.Ş. … … Hastanesinde temizlik görevlisi olarak çeşitli alt işverenlerde taşeron firmalarda aralıksız çalıştığını, son işverenin … Temizlik Ve Turizm Hizm. A.Ş. olduğunu, müvekkilinin maaşlarının eksik veya hiç ödenmediğini tüm çalışma dönemi boyunca hak ettiği fazla çalışma ve bayram tatili ücretlerinin ödenmediğini, talep ettiğinde amirleri tarafından hakarete maruz kaldığını, bu sebeplerle iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini, müvekkiline ve arkadaşlarına üstü dolu veya boş sayısız kağıdın imzalatıldığını, bu belgelerin geçerli olmadığını, müvekkilinin çalışmalarının ve maaşlarının SGK ya eksik bildirildiğini, primlerin eksik ödendiğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Park A.Ş. vekili, davacının tüm maaş ödemelerinin diğer davalı tarafından karşılandığını,müvekkilinin işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, akdedilen temizlik sözleşmesinde iş kanunundan doğan yükümlülüklerde diğer davalının sorumlu olacağının belirtildiğini, müvvekkili ile diğer davalı arasında taşeronluk ilişkisinin vuku bulmadığını, müvekkilinin hizmet alımı yapılan işi anahtar teslimi verdiğini, davacının müvekkili şirketten fazla çalışma ve genel tatil ücretine ilişkin alacağının bulunmadığını, kıdem tazminatı talebinin tarafının diğer davalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Temizlik ve Turizm Hizmetleri A.Ş. vekili, davacının tarafından açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının olmadığını, iddialarının ispat etmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı … Park Sağlık Hizmetleri AŞ temizlik işini diğer davalıya ihale yolu ile verdiği ve davacının hizmet alımı kapsamında davalı yüklenici kapsamında davalı yüklenici nezdinde bir fiil çalıştığı, davalılar arasında asıl iş veren alt işveren ilişkisi kurulduğu davacının işçilik alacaklarından davalıların birlikte sorumlu olduğu, davacının hak ettiği fazla çalışma ve bayram tatili ücretlerinin ödenmediği, tespit edildiğinden davacı tarafından iş akdini haklı nedenlerle feshettiği kabul edilerek fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alcağının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı … Park Sağ. Hiz. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalı … Park Sağ. Hiz. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece yapılan yargılama sonunda 02.06.2015 tarihli son duruşmada kısa karar “ Davanın kabulüne,” şeklinde tefhim edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
“Hüküm
MADDE 321- (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Karar tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin HMK.nun 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece yapılan yargılama sonunda 02.06.2015 tarihli son duruşmada hüküm özeti ( kısa karar ) “ Davanın kabulüne, ” şeklinde oluşturulup, tefhim edilmiştir.
Davaya konu işçilik alacaklarının 6100 Sayılı HMK’nun 110. maddesi uyarınca talep yığılması şeklinde istendiği halde sözü edilen taleplerin hangileri yönünden ne miktarda kabul veya redde dair karar verildiğinin hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekir. Hüküm fıkrasının 6100 Sayılı HMK’nun 297/2 maddesindeki koşullara haiz olmalıdır. Kısa kararda davanın kısmen kabulüne şeklinde demek suretiyle hüküm kurulması hatalıdır.
3-Davacı vekilinin dava dilekçesi ile yıllık ücretli izin alacağı olarak 753,38 TL. talep edilmesine, bilirkişi raporu ile 522,41 TL. hesaplanmasına rağmen mahkemece hüküm fıkrasında rapordaki hesaplanan miktardan daha yüksek olacak şekilde 753,38 TL. üzerinden hüküm kurulması ve yine aynı şekilde ulusal bayram ve genel tatil ücretinin bilirkişi raporu ile hesaplanan miktardan daha yüksek miktara göre karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.11.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.