YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9531
KARAR NO : 2018/19738
KARAR TARİHİ : 06.11.2018
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren nezdinde çalışarak Haziran 2000 tarihinde emekli olduğunu, davalı şirketin emeklilik politikası gereğince yıllık enflasyon ayarlamalarına esas teşkil etmek üzere 258,00 TL bağlandığını, davalı işverenin taahhüt ettiği ve aynı zamanda işyeri şartı haline gelen bu uygulaması gereğince emekli maaşlarına her yıl enflasyon oranlarına göre zam yapması gerekmekte iken bu yükümlülüğe uymayıp davacının maaşlarının eksik ödendiğini ileri sürerek, davacının Temmuz 2000 tarihinden itibaren almaya başladığı emeklilik aylığının yıllık enflasyon rakamlarına ve aylara göre hesaplanarak ödenmesi gereken emekli maaşları ile güncel emekli maaşının tespiti ve Temmuz 2004 tarihinden bugüne kadar eksik ödenmiş olan emekli maaşının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, yasal bir zorunluluk yokken şirket politikası gereği davacıya emeklilik ödemesi yapıldığını, ödemelerde bir eksiklik olmayıp tüm hak edenler için aynı zam oranının uygulandığını, geçen süre de dikkate alındığında zam oranının iş şartı haline geldiğinden geçerli olduğunu, davacının alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, “davalı tarafın emeklilik politikası gereğince 2009 yılı Haziran ayı ile 2014 yılı Mayıs ayları arasında ödenmesi gereken emeklilik maaşı fiilen ödenen emeklilik maaşı arasındaki fark, Mahkememizce itibar edilen, oluşa uygun, denetime elverişli birlirkişi raporu ile ortaya konduğundan, fark emeklilik maaşı olan 28.362,15 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi ve davanın kabulü yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece dava dosyasının kısa özeti yapıldıktan sonra yukarıdaki yazılı gerekçeye yer verilmiş ise de bu gerekçenin mahiyeti açık değildir. Tarafların iddia ve savunmaları yer almayıp deliller tartışılmamış, maddi olaylar saptanmamıştır. Sadece dosyada mevcut bilirkişi raporundaki hesaplanan miktara atıfta bulunularak hüküm kurulmuştur. Gerekçesiz karar yazılması, Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK’nın 297. maddesine aykırı olup, adil yargılanma hakkının ihlalidir.
Yine davacı vekili dava dilekçesinde eda hükmü yanında tespit hükmü istemiş olup, Mahkemece davacının tespit talebine yönelik bir hüküm kurulmamıştır. Bu husus da 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine aykırıdır. Davada tüm taleplere yönelik gerekçe yazılarak hükümde de tüm talepler karşılanmaksızın karar verilmesi hatalı olup, bozma sebebidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.