Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/2746 E. 2018/21456 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2746
KARAR NO : 2018/21456
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu kabul ederek, davacının işe iadesine karar vermiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 01/02/2013 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 01/11/2016 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdüğünü, işyerindeki görevinin üretim teknisyenliği olduğunu, 01/11/2016 günü işten çıkarıldığını, feshin son derece ölçüsüz olduğunu, işverenin geçerli veya haklı bir sebebe dayanmadığını, davalı işverenin müvekkilinin amirleriyle ve çalışma arkadaşlarıyla iletişim sorunları yaşadığına ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı işverenin iddiasının tamamen feshe kılıf uydurmaya yönelik olduğunu, davalı işverenin fesih bildiriminde müvekkilin 24/08/2015 tarihinde hiçbir gerekçe göstermeden devamsızlık yaptığını öne sürmüş olduğunu, müvekkilin 24/08/2015 günü elinde olmayan sebeplerle işe geç kaldığını, bu durumu da telefonla arayarak amirine bildirmiş olduğunu, amirinin de o gün için kendisine izin verip gelme demesi sonucu işe gitmediğini, yaklaşık 1,5 yıl önce yaşanan bir günlük devamsızlığın fesih sebebi yapılmasının da hukuken imkansız olduğunu, yine müvekkilin 07/09/2016 tarihindeki devamsızlığının da davalı işveren tarafından tutanak altına alınmış ve fesih gerekçesi yapılmış olduğunu, müvekkilin devamsızlığının haklı bir mazerete dayandığını, müvekkilin iş yeri dışında yaşadığı olumsuz bir olay sonucu bıçaklanmış olduğunu, bu sebeple … Acil Hastanesi’nden rapor aldığını, bu istirahat raporuna dayanarak sadece bir gün işe gitmediğini, mazeretsiz ve haksız bir devamsızlığın söz konusu olmadığını, davalı işverenin müvekkilin geceyi nezarette geçirdiği için işe gelemeyeceğine dair beyanda bulunarak 29/10/2016 tarihindeki devamsızlık yaptığını öne sürmüş olduğunu, ancak müvekkilin geceyi nezarette geçirdiğine yönelik iddianın tümden gerçek dışı ve uydurma olduğunu iddia ederek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının feshe konu eylemleri alışkanlık haline getirmesi nedeniyle, tüm haklarının ödenmesi suretiyle iş akdinin fesh edilmiş olduğunu, davacının iş akdinin 1,5 yıl öncesinde yaşanan devamsızlık nedeniyle feshedilmediğini, davacının devamsızlık yapmayı alışkanlık haline getirdiğini, davacının iş hayatına uygun bir yaşam sürmediğini, bu davranışlarıyla da müvekkil şirket nezdinde görevini aksattığını, davacının sosyal yaşantısındaki davranışlarının iş ilişkisine yansıyarak müvekkil şirketin üretim faaliyetlerini engeller niteliğe ulaştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının devamsızlıkları ve iş başındaki davranışları sebebi ile iş akışının bozulduğu, işyerinde huzursuzluk yarattığı ve davacıya yapılan yazılı ve sözlü uyarılara rağmen durumda değişiklik olmaması üzerine işveren tarafından işçinin iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği,davacıya ait özlük dosyasında mevcut davacının 24/08/2015 tarihinde işe gelmediğine ilişkin tutanak ve davacıya üretim uzmanı tarafından gönderilen mail, 14/12/2015 tarihli işe geç gelmesine ilişkin tutanak ve son olarak 29/10/2015 tarihindeki devamsızlığına ilişkin tutanak ile davacının 31/10/2016 tarihli savunması içeriğindeki, 29/10/2016 tarihinde çalışma olduğunun davacının bilgisi dahilinde olduğu, 29/10/2016 tarihindeki mesainin 15.00’da olduğunu zannettiği, psikolojisinin çalışmaya uygun olmadığı gibi gerekçeler ileri sürdüğü, işveren tarafından izin talebinin kabul edilmemesine rağmen geçerli bir mazereti bulunmaksızın 29/10/2016 tarihli mesaiye katılmadığı, tüm dosya kapsamı, davalı işverenlerin savunması ve devamsızlık tutanakları dikkate alındığında, davacının davranış ve devamsızlıklarının alışkanlık haline geldiği, iş akdinin devamının önemli ve makul ölçülerde işverenden beklenemeyeceği, davacıya daha önceki devamsızlıklardan dolayı iş akdinin fesih edileceğine ilişkin bir ihtarname tebliğ edilmediği de dikkate alınarak feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge adliye mahkemesince, feshe gerekçe olarak gösterilen ve fesih öncesi savunmasının alınmasına konu 29/10/2016 tarihli Cumhuriyet Bayramı’nda 1 gün olarak mazeretsiz işe gitmediği,devamsızlığının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi gereğince ardı ardına 2 iş günü veya 1 ay içinde 2 defa herhangi bir tatil günüden sonraki iş günü,yahut bir ayda 3 iş günü olarak devamsızlık niteliğinde olmadığının anlaşılması ve 2016 yılı Ekim ayından önceki 2015 yılındaki devamsızlıkları ve işe geç gelmesi ile ilgili tutulan tutanaklar ile ilgili ve yine çalışma saati dışında ve işyeri dışında darp edilmesi ile ilgili raporlu olduğu anlaşılan 04/08/2016 ve 05/08/2016 tarihli günlere ilişkin olarak davalı işverenlikçe her herhangi bir uyarı ve disiplin işlemide uygulanmaması karşısında davalı işverenliği yaptırım uygulamaktan vazgeçmiş sayılacağının anlaşılması karşısında bu devamsızlıklar feshe gerekçe yapılamayacağından 2016 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda 1 gün olarak mazeretsiz işe gelmemenin yaptırımının geçerli nedenle de yapılsa fesih neticesini doğurmayacağının anlaşılması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli olmadığından davacının istinaf sebepleri bu yönü ile yerinde olduğundan açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalı işverenlikte teknisyen olarak 01/02/2013 ila 01/11/2016 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılan davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini ispat yükü kendisinde olan davalının mevcut delil durumu ile ispatlayamaması karşısında davanın kabulüne,feshin geçersizliğine,davacının işe iadesine karar verilmiştir.
F) Temyiz başvurusu :
Kararı yasal süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiştir.
G) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Taraflar arasında davacının iş akdinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı işçinin iş akdi 01/11/2016 tarihli fesih yazısıyla “01.02.2013 tarihinden beri şirketimiz bünyesinde … Üretim biriminde Üretim Teknisyeni olarak çalışmaktasınız.Sizin de bildiğiniz gibi işe girdiğiniz tarihten itibaren sıklıkla işinizi aksatma, mesai saatlerine riayet etmeme, verilen iş programlarına uymama ve amirleriniz ve çalışma arkadaşlarınız ile iletişim sorunları yaşamaktasınız.24.8.2015 tarihinde 08:30-17:30 olan mesai saatleri içerisinde hiçbir gerekçe göstermeden işyerine hiç gelmemiş olup bu husus amirlerinizce tutanak altına alınmıştır. 14.12.2015 tarihinde 08:30 olarak bildirilen mesai başlangıç saatine uyuyakaldığınız gerekçesiyle uymayarak 10:00’da iş .başlangıcı yaptınız ve bu husus sizin de imzanızla tutanak altına alınmıştır. İşinizi aksatmanıza yönelik olarak tarafınıza defalarca uyarı verilmiş, 7.9.2016 tarihinde ise yaşanan sıkıntılara ilişkin tarafınızla görüşme yapılarak tutanak altına alınmıştır. Söz konusu görüşmede, özellikle yaşadığınız bıçaklanma olayı nedeniyle yaşanan aksaklıklar dile getirilmiş ve tarafınıza yapılan uyanlar yinelenmiştir. Ancak size karşı gösterilen bu anlayışlı tutuma karşı davranışlarınızda bir düzelme olmamıştır.Aksine 29.10.2016 tarihinde geçerli bir mazeretiniz olmadan işe gelmediğiniz ve sözlü olarak geceyi nezarette geçirdiğiniz için gelemeyeceğinize dair beyanda bulunduğunuz İçin bu hususa ilişkin savunmanız 31.10.2016 tarihinde talep edilmiştir. 31.10.2016 tarihinde vermiş olduğunuz savunma yazısı titizlikle incelenmiştir. Savunma yazınızda değindiğiniz hususlar, özellikle “daha önce iş programını aksatmadığınız” yönündeki iddianız ve söz konusu durumun bir daha yaşanmayacağına ilişkin beyanlarınız; daha önce gerçekleşen eylemleriniz ve uyarılara rağmen bu eyleminizin tekrarlanması nedeniyle yeterli ve inandırıcı bulunmamıştır. Defalarca tekrarlayan eylemleriniz ile özel hayatınız ve iş hayatınız arasında denge kuramamanız, sürekli işinizi ve Şirketin üretim düzenini aksatmanız ve ayrıca uzlaşmacı olmayan tutumunuz sebebiyle; yapılan değerlendirmeler sonucu İş Akdinizin daha fazla devam ettirilmesinin iki taraf açısından da mümkün olmadığı anlaşılmış olup, İş Akdinizin 1.11.2016 tarihi itibari ile 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddesine dayanılarak hak etmiş olduğunuz kıdem tazminatı ile ihbar öneline ait ücretin peşin ödenmek suretiyle geçerli nedenle feshedilmesine karar verilmiştir.” denilerek feshedilmiştir.
Davalı işverence davacının 31.10.2016 tarihinde 29.10.2016 tarihinde çalışma yapılacağı bildirilmesine rağmen çalışma planına uymadığı ve kişisel sorunlarına işe yansıtması nedeniyle savunması talep edilmiş, davacının 31.10.2016 tarihli savunmasında yaşadığı sorunlar nedeniyle psikolojik olarak çalışamayacağından amirini arayıp telefonla haber verdiğini ancak kabul edilmediğini, üst amir…’yi aradığını onun da kabul etmediğini, servis kapıya gelince ona da gelemeyeceğini belirttiğini, kendisine izin verilmediğini özel hayatıyla ilgili sorunlarını işe yansıtmamaya çalışacağını belirttiği görülmüştür.
Yargılama sırasından dinlenen davalı tanıklarından, Serkan Oban beyanında davacının işle özel hayatı arasında dengeyi kuramayan birisi olduğunu, normalde iş yerinde üretim günlerinde çalışacakların listesinin bir ay önceden belirlendiğini, davacının bir yıl içinde 3 defa üretim günlerinde mesaiye habersiz olarak gelmediğini, davacının en son 29 Ekim’de evinin önüne kadar servis gitmesine rağmen gelmeyeceğini belirterek mesaiye gelmediğini, buna rağmen birim yöneticisinin kendisini telefonla arayarak tekrar çağırdığını, birim yöneticisinin kendisinin alkollü olabileceğini ve sesinin o şekilde geldiğini söylediğini, davacının işe tekrar kazanılması için çok çaba sarf edildiğini, geçtiğimiz 1 yıl içinde davacı iş yerinde diğer çalışanlarla bir takım sorunlar yaşadığını kendisine bu konuda sözlü olarak uyarı yapıldığını belirttiği diğer davalı tanığı… ’ın ise davalı iş yerinde 6 Ocak 2011 yılından bu yana halen çalıştığını davacının işle yaşam dengesi kurmakta sıkıntı çektiğini, mesaiye haber vermeden geç geldiğini, özel hayatında yaşadığı bir takım sıkıntıları olduğunu, en son bir bıçaklanma olayı yaşadığını, kendisinin yöneticisi konumunda olduğundan kendi beyanlarına dayalı olarak bunları bildiğini, üretim günleri resmi tatillere denk gelirse resmi tatillerde de çalışma olduğunu, bunun işe başlarken sözleşmede de olduğunu, bu konuda bilgi de verildiğini, bıçaklanma olayının 29 Ekim’de meydana geldiğini, daha önceden planlı olmasına ve davacının evinin önüne kadar servis gitmesine rağmen gelmeyeceğini belirterek davacının mesaiye gelmediğini, davacının iş yerinde diğer çalışanlarla da sorunlar yaşadığını, ekip liderinin işin durumuna göre verdiği işleri reddettiği durumlar olduğunu, davacının yapmış olduğu devamsızlıkların ardı ardına iki gün şeklinde olmadığını ancak bir yıl içinde yakın aralıklarla iki defa devamsızlığının olduğunu, tutanak altına da alındığını belirtmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının dava dilekçesinde 07.09.2016 tarihinde devamsızlık yaptığını kabul ettiği, bu tarihte bıçaklandığından devamsızlık yaptığını bildirdiği, mahkemece yargılama sırasında davacının tedavi gördüğünü iddia ettiği hastaneye yazılan müzekkere cevaplarına göre ise davacının bu tarihte hastaneye girişinin olmadığı ancak sunulan diğer belgelere göre 04.08.2016 tarihinde darp ve bıçaklanma nedeniyle hastaneye başvurduğu ve başka bir tarihte de intihar girişiminde bulunduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının 29.10.2016 ve 07.09.2016 tarihlerinde haklı bir mazereti olmadan işe gelmediği, işveren tarafından izin talebinin kabul edilmemesine rağmen geçerli bir mazereti bulunmaksızın 29/10/2016 tarihli mesaiye katılmadığı, 29.10.2016 tarihi Cumhuriyet Bayramı olup, bu tarih ulusal bayram ise de, davacının davranışları ve savunmasında da yaşadığı sorunlar nedeniyle psikolojik olarak çalışamayacağı gibi sebepler bildirdiği, neticeten davacının özel hayatındaki sıkıntıların işyerinde olumsuzluklara ve iş akışının bozulmasına neden olduğu, artık davalı işverenin davacıyla çalışmasının beklenemeyeceği ve davalı işverenin açıklanan nedenlere istinaden gerçekleştirdiği feshin geçerli nedene dayandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenle davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü yerinde değildir.
4857 sayılı İş Yasası’nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1…. Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından, davacının yatırdığı 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 300,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
7-Dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 26.11.2018 günü oybirliği ile karar verildi.