Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/14742 E. 2013/12385 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14742
KARAR NO : 2013/12385
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2011 tarih ve 2009/439-2011/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar … ile … vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan … ‘nın sevk ve idaresindeki 64 KF 145 plakalı aracın 24/07/2009 tarihinde davalılardan … ‘in sevk ve idaresindeki … plakalı minibüse çarparak minibüs’ün içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu yaralanma sonucu müvekkilinde şiddetli bel ve sırt ağrılarının oluştuğunu, müvekkilinin 24/08/2009 tarihinde özel … şifa hastanesine başvuruda bulunduğunu, burada yapılan muayene de “… ” konulduğunu, müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü, henüz tam iyileşmediğini, büyük acı ve ızdırap duyduğunu, davalılardan …’nın … plakalı aracın, …’in ise… plakalı aracın maliki olduğunu, olayda her iki araç sürücülerinin de kusurlu bulunduğunu ileri sürerek, 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının iddia ettiği bel ve sırt ağrılarının meydana gelen kaza ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını, istenilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay nedeni ile bedensel bütünlüğü bozulan büyük acı ve ızdırap duyan yaşama arzusu kırılan davacının manevi tazminata hak kazandığı, manevi tazminatın niteliği, olayın oluş şekli, kusur durumu paranın satın alma gücü, hal ve şartlar hep birlikte değerlendirildiğinde davacı yararına 3.000,00 TL manevi tazminatın uygun olacağı gerekçesiyle 3.00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …’dan tahsiline, diğer davalılar … ve …’e yönelik davanın ise kazanın oluşumunda sürücü… ‘in kusuru bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalılar …, … vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar … ve … vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece trafik memuru-trafik bilirkişisinden alınan kusur tespit raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmiştir. Söz konusu raporda, … plaka sayılı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, … plaka sayılı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Kazadan hemen sonra tutulan trafik kazası tespit tutanağında ise, kazanın oluşumunda … plaka sayılı araç sürücüsünün geçme kurallarına riayet etmemek, … plaka sayılı araç sürücüsünün ise sola dönüş kurallarına riayet etmemek kurallarını ihlal ettikleri şeklinde tespitte bulunulmuştur. Böylelikle bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki meydana gelmiştir. Anılan çelişkili duruma davacı vekili tarafından da itiraz edilmiş, mahkemece itirazın değerlendirilmeyip, çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
3) Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça belirtilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacıya atfedilecek kusur olmadığına göre, davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın özelliklerine, davacının dava konusu trafik kazasından etkileniş derecesine ve olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşmemekte ve az olup, davacı yönünden manevi tatmini sağlayacak ölçüde ve adalete uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 186,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı … ve …’dan alınmasına, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.