Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11099 E. 2013/12462 K. 14.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11099
KARAR NO : 2013/12462
KARAR TARİHİ : 14.06.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2012 tarih ve 2008/392-2012/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tekstil sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin 15.09.1999 tarihinde kurulduğunu, şirketin kurucu ortaklarından Hasan Yıldırım’ın vefatından sonra mirasçılarından dava dışı … ve … ’ın hisselerini dava dışı anneleri …’a devrettiğini, ancak Yalçın Yıldırım’ın müvekkili şirkette çalışmaya devam ettiğini, …’ın da payını daha sonra dava dışı … ve …’ya devrettiğini, müvekkili şirketin eski ortaklarından dava dışı …ve … ’ın 25.07.2008 tarihinde “…” unvanı ile ve müvekkili şirketin unvanı ile iltibas yaratacak şekilde davalı şirketi kurduklarını, ayrıca davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan dava dışı … ‘ın, müvekkili şirkete ait antetli kağıt ile müvekkili şirketin telefon ve fakslarından ve müvekkili şirketin müşterilerine yazılar göndererek davalı şirket adına haksız rekabet niteliğinde tutum ve davranışlar sergilediğini ve bir süre sonra müvekkili şirketteki işinden ayrıldığını, şirketten ayrılırken de şirket muhasebecisi ile şoförünü ayartarak işten ayrılmalarını sağladığını, bu kişilerin müvekkili şirketten ayrılırken bazı çalışanlara ve müşterilere ait bilgi ve belgeleri alarak davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalı şirketin bu bilgilerden yararlanarak müvekkili şirketin bazı müşterilerinden müvekkili şirketin bir şubesi olduğunu söyleyerek sipariş ve mal teslimi aldıklarını, davalıya bu konuda gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalı şirketin müvekkili şirketin tescilli unvanına yönelik müdahalesinin men’ini ile unvanının terkini, müvekkili şirkete yönelik haksız rekabetinin tespitini ve önlenmesini, hükmün ilanını, haksız müdahalenin kasıtlı ve planlı yapılması nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 02.07.2010 tarihinde maddi tazminat talebini 33.000.00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin %75 payının dava dışı … ‘ya, %25 payının ise müvekkili şirketin sahiplerinden dava dışı … ‘ın babası … ‘a aitken, … ’ın vefatı ile payının önce mirasçılarına, sonrasında tamamının murisin eşi dava dışı …’a devredildiğini, … ‘ın davacı şirkette sigortalı usta elemanı olarak 03.09.2008 tarihine kadar çalıştığını, davacı şirketin iştigal sahasının inşaat ve mermer işletmeleri olduğu için kadife ile ilgili işletmenin tamamen Yalçın Yıldırım’a devredilmesi konusunda mutabakata varıldığını, ancak sonrasında bu mutabakattan cayılarak aynı işi yapan ikinci bir şirketin kurulmasının kararlaştırılarak 25.07.2008 tarihinde müvekkili şirketin kurulduğunu, fabrikanın birlikte faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin hangi koşullar altında, ne maksatla, hangi ticaret unvanı ile kurulacağının, iki şirketin birlikte nasıl faaliyet göstereceğinin her iki şirket yetkililerince kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında “… ” ibaresinin bulunmasının çalıştıkları bölgede iltibas yaratacak nitelik taşımadığını, haksız rekabetin sözkonusu olmadığını, davacı şirket elemanlarının ücretleri ödenmediği için kendi iradeleri ile işten ayrıldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, tanık anlatımları ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davacı şirketin 15.09.1999, davalı şirketin ise 25.07.2008 tarihinde unvanlarının tescil edildiği ve davalının daha sonra tescil ettirdiği “…” unvanına, davacı unvanından ayırt edilmesini sağlayacak herhangi bir ilave yapılmadığı; her iki şirketin de benzer faaliyet alanlarında ticaret yaptıkları, TTK’nın 52. maddesi gereğince tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının yalnızca bu unvan sahibine ait olduğu, buna göre dava konusu unvanın öncelikle kullanım hakkının davacıya ait olduğu, davalının davacının ticaret unvanını izinsiz kullanması nedeniyle, TTK’nın 54. maddesindeki yaptırımların uygulanmasının gerekli olduğu; TTK’nın 57/5. maddesi hükmü gereğince her iki şirketin ana sözleşme hükümleri arasındaki kısmi ayniyet ve benzerlik nedeniyle tarafların unvanları arasında iltibasın bulunduğu; davalının, kendi fabrikasını davacının ikinci fabrikası gibi tanıtmak suretiyle, müşterileri yanılgıya düşürerek kendisine yönlendirmek istediği, bu nedenle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu; davalı şirketin kurulduğu dönem sonrasında davacı şirketin satışlarının % 33 oranda gerilediği, buna göre davacının talep edebileceği tazminat miktarının 33.000,00 TL olduğu; davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olan dava dışı … ‘ın haksız rekabette bulunduğunun … 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13.07.2010 gün ve 2009/37- 640 sayılı kararı ile de tespit olunduğundan davalı tarafın kusurlu bulunduğu ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “… ” ibaresini kullanmaktan men’i ile bu ibarenin silinmesine, davalının haksız rekabetinin tespiti ile men’ine, hükmün ilanına, TTK’nın 58/d-e bentleri uyarınca 33.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 43.000,00 TL tutarındaki tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı tarafça yapılan haksız rekabet nedeniyle ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda davacının 2008 yılında 100.032.97 TL zarar ettiği ve davalının haksız rekabeti nedeniyle, davalı şirketin kurulduğu dönemden sonraki davacı cirosunun %33 gerilediği, bu nedenle zarar tutarının %33’ünün davalıdan tahsilinin gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı şirket 25.07.2008 tarihinde kurulmuş olup, iş bu dava 20.10.2008 tarihinde açıldığına göre, mahkemece davalının haksız rekabeti nedeniyle ancak bu tarihler arasında gerçekleşen zarara hükmetmek gerekir.
Bu durumda mahkemece açıklanan konuda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkemece verilen kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin (2) nolu bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

24.06.2013 – S/Ö