YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18133
KARAR NO : 2014/9464
KARAR TARİHİ : 08.05.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTAL,TESCİL,TENKİS
Taraflar arasındaki davadan dolayı … 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.10.2012 gün ve 2010/518 esas 2012/395 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 8.5.2013 gün ve 3476-7085 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece 02.10.2012 tarihli ve 2010/518 Esas, 2012/395 sayılı kararla, çekişme konusu … ve … parsel sayılı taşınmaz kayıtlarının kadastro teknisyeni huzurunda muris tarafından davalı adına tespit ve tesciline muvafakat suretiyle oluştuğu, 01.04.1974 tarih ve 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın, Daire’nin 08.05.2013 tarihli 2013/3476 Esas, 2013/7085 Karar sayılı ilamı ile somut olayda 1.4.1974 tarih ve ½ Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının uygulanma yeri bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak tenkis isteği yönünden açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle oyçokluğu ile bozulduğu, bu karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, muris adına kayıtlı … parsel sayılı taşınmazın 1980 yılında kayıtsız ve şartsız olarak davalıya temlik edilmesi nedeniyle 4.12.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında davalı adına tespit edildiği, dava konusu … parsel sayılı taşınmazın ise Temmuz 1334 tarih ve 2 sıra numarası ile tapuda kayıtlı iken 22.04.1991 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında muris tarafından haricen davalı …’a satıldığı açıklanarak ve murisin muvafakat beyanı da alınmak suretiyle davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve gerek 01.04.1974 gün 1/2, gerekse 16.03.1990 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında açıkça vurgulandığı üzere “muris muvazaası, miras bırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacı ile gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaza yönelik tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin B.K’nun 18.maddesi uyarınca muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu olarak tanımlanmaktadır.”
Çekişmeli … parsel sayılı taşınmazın davalı adına oluşan tapu kaydı, asıl kayıt sahibi olan ortak miras bırakanın tapulama tesbiti sırasında tapulama teknisyenleri huzurunda verdiği ve bu yerleri haricen davalıya sattığını ve davalı adına tesbitine muvafakat ettiğine dair tutanağın imzalanması üzerine oluşmuştur.
Davacılar, murisin yaptığı bu tasarrufun bedelsiz olduğunu ve kendilerinden mal kaçırma amacına yönelik bulunduğunu, taşınmazların davalılar üzerine geçirilmesinde satışın değil, bağışın üstün tutulduğunu, mülkiyetin devrinin muvazaa ile illetli bulunduğunu, amaçlanan bağış sözleşmesinin de açık bir beyan içermediği için biçim koşulundan yoksun olması sebebi ile geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Hemen belirtilmelidir ki, tapulu taşınmazlarda mülkiyeti nakleden akitlerin resmi şekilde yapılması T.M.K.’nun 706, B.K’nun 213 ve Tapu Kanununun 26.maddesi hükmü gereğidir. Ne var ki, gerek 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/B maddesi, gerekse 09 Ekim 1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-a maddesinde bu yasaların genelde bir tasfiye yasası olmaları nedeniyle T.M.K’nun 706 ve B.K’nun 213.maddesinde mülkiyetin naklinde öngörülen buyurucu nitelikteki hükümlere ayrık bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre kayıt sahibinin tapulama sırasında kadastro teknisyeni huzurunda, taşınmazın zilyedi adına tesbit ve tesciline muvafakatıni bildirmesi, mülkiyetin zilyet adına geçirilip, onun üzerine tesbitinin yapılabilmesi için yeterli kabul edilmiştir. Eş anlatımla kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi, resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanına eşdeğer olarak görülmüştür. Kayıt sahibinin zilyet adına tesbite muvafakat beyanının haricen satış gibi ya da başka bir nedene dayandırılarak ileri sürülmüş olması da bu kabulde sonuca etkili değildir.
Öte yandan, H.G.K.’nun 29.11.2006 gün 2006/1-734 Esas, 2006/761 Karar ve yine H.G.K’nun 16.06.2010 gün 2010//1-282 Esas ve 2010/323 Karar sayılı içtihatlarında “Bir konunun İçtihadı Birleştirme Kararı ile aydınlanması, ameli sonuç bakımından o konuda yeni bir yasa çıkarılması anlamına gelmektedir. Nasıl ki, yasa hükümleri uygulanırken tefsirleri ve asıl amacının belirlenmesi gerekmekte ise yine yasa hükmünde olan İçtihadı Birleştirme Kararının da tefsiri mümkün olup, bu durum sonuçları ile bağlayıcı olan İçtihadı Birleştirme Kararının genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelmemektedir.
Bu nedenle İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde muris muvazaasının oluşabilmesi için taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olması yanında murisin tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olması koşulunun ne anlama geldiğinin saptanması gerekmektedir. Burada kastedilen irade açıklaması murisin bizzat tapu memurunun önüne giderek beyanda bulunması değil, her ne biçimde ve her ne yolla olursa olsun murisin iradesinin resmi memura ulaştırılması ve bu iradenin tapudaki muvazaalı devir işlemine esas olmasıdır, yani iradenin hangi vasıta ile değil, hangi amaçla tapu memuru önüne geldiği önemlidir.”denilmektedir.
Görüleceği üzere butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan bu tevhidi içtihat kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda iradesini satış doğrultusunda açıklaması yada yukarıda tarih ve sayısı yazılı H.G.K. Kararlarında da açıklandığı gibi eşdeğer sonuç doğuran Kadastro Kanununun 12/B-a maddesi uyarınca kadastro tekniksiyeni huzurunda bu doğrultuda beyanda bulunması gerekir.
Somut olayda, ortak miras bırakan tapulama tesbiti sırasında tapulama teknisyenleri huzurunda bu yeri haricen davalıya sattığını ve davalı adına tesbitine muvafakat ettiğini beyan etmiş ve tutanağı imzalamıştır. Kadastro Kanunu 13/B-a maddesine göre Kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi, resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanı olarak görüldüğüne, H.G.K.nun yukarıda bildirilen kararlarına göre de murisin bizzat tapu memurunun önüne giderek beyanda bulunması şart olmadığına, her ne şekilde ve her ne yolla olursa olsun murisin iradesinin resmi memura ulaştırılması ve bu iradenin tapudaki muvazaalı devir işlemine esas olması önemli olduğuna göre, mahkeme gerekçesinde ve Daire çoğunluğu gerekçesinde açıklandığı gibi kadastro tutanağına şerh verilmesi suretiyle yapılan işlemlerin 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında kalmadığını söylemek doğru değildir. Dairemizin 10.04.2013 tarih 2013/1536 Esas ve2013/5320 Karar sayılı ilamında da aynı görüş benimsenmiştir.
Hal böyle olunca; çekişmeli … parsel yönünden muris muvazaasına dayanan iptal tescil davası bakımından işin esasına girilerek tarafların delilleride toplanmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Anılan bu husus nedeniyle; davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin … parsel sayılı taşınmazdaki tapu iptal ve tescil talebine hasren (6100 Sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı HUMK’nun 440. maddesi uyarınca KABULÜ ile, Daire’nin 08.05.2013 tarihli 2013/3476 Esas, 2013/7985 Karar sayılı ilamının çekişme konusu 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğinin reddinin doğru olduğuna ilişkin kısmının ORTADAN KALDIRILMASINA, tarafların sair karar düzeltme isteklerinin REDDİNE, mahkemenin 02.10.2012 tarihli 2010/518 Esas, 2012/395 sayılı kararının açıklanan nedenlerle (6100 Sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu … parsel sayılı taşınmazın Temmuz 1334 tarih ve 2 sıra numarasıyla tapuda kayıtlı iken 22.04.1991 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında muris tarafından haricen davalı …’a satıldığı açıklanarak ve murisin muvafakat beyanı da alınmak suretiyle davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten tapulu taşınmaz mallarda mülkiyeti nakleden akitlerin resmi biçimde yapılması Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu 213. ) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hükümleri gereğidir.
Ancak, gerek 766 sayılı Tapulama Yasası’nın 32/B maddesinde gerekse 9 Ekim 1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B maddesinde bu kanunların genelde bir tasfiye yasası olmaları nedeniyle TMK’nun 706. ve TBK’nun 237. maddelerinde mülkiyetin naklinde öngörülen buyurucu nitelikteki hükümlere ayrık bir düzenleme getirilmiştir.
Buna göre kayıt sahibinin tapulama sırasında kadastro teknisyeni huzurunda taşınmazının zilyedi adına tespit ve tesciline muvafakatini bildirmesi mülkiyetin zilyet adına geçirilip onun üzerine tapulama tesbiti yapılabilmesi için yeterli kabul edilmiştir.
Eş anlatımla kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanı olarak görülmüştür. Kayıt sahibinin zilyet adına tesbite muvafakat beyanının haricen satış gibi ya da başka bir nedene dayandırılarak ileri sürülmüş olması da bu kabulde sonuca etkili değildir.
Yine ifade edilmelidir ki, tescil isteği niteliğinde bulunan malikin, kadastro sırasında kadastro teknisyeni huzurunda, taşınmazının başka bir şahıs adına tesciline muvafakat beyanı ile mülkiyet lehine tesciline muvafakat bildirilen kişiye hemen geçmez. Burada kadastro teknisyenin yaptığı iş bir devir temlik işlemi olmayıp tespit niteliğinde olup, nitekim bu yerde mülkiyetin geçirilmesi ancak tespit tutanağının kesinleşmesi ile mümkün olabilmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcıdır. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda “bir kimsenin, mirasçısını miras hakkında yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmesi halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin danışıklık (muvazaalı) olduğu ve gizli bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilecekleri ve bu dava hakkının, geçerli sözleşmeler için söz konusu olan MK’nun 507 ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağı” hükmü bağlanmıştır.
Görüleceği üzere butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkân tanıyan bu içtihadı birleştirme kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açıklaması icap eder.
Somut olaya gelince, dava konusu … parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin davalıya devrini sağlayacak bir sözleşme mevcut olmayıp, tescil isteği niteliğinde bulunan ve kadastro teknisyeni huzurunda yapılan tescile muvafakat beyanı mevcuttur. Yorum yolu ile de, yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama alanı genişletilemez. Olayda, 01.04.1974 günlü ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, çekişme konusu … parsel sayılı taşınmaz yönünden muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasının ve bu yöndeki Daire kararının doğru olduğu görüşü ile sayın çoğunluğun aksine bozma gerekçesine katılamıyoruz.