Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/7243 E. 2013/11862 K. 06.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7243
KARAR NO : 2013/11862
KARAR TARİHİ : 06.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.02.2011 tarih ve 2006/27-2011/64 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.05.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı asil … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … ‘ da işçi olarak çalıştığını, davalının bizzat … ‘ya gelerek yurt dışındaki gurbetçileri kendisine para vermeleri hususunda ikna etmeye çalıştığını, … ‘da Endüstri Holding yetkilisi olarak faaliyet yürüten davalıya müvekkilinin 27.03.2000 tarihli belge ile … Holding’den hisse alınması karşılığı 100.100 DM ve yine 18.01.2001 tarihli belge ile aynı şirket hissesini alması için 101.200 DM teslim ettiğini, davalının şirket ve ortaklık hakkında gerçek dışı bilgiler vererek müvekkilini yanılttığını, hukuka aykırı olarak SPK’dan izin almadan, tüm aktifleri hortumlanan şirket için para toplamasının hile ve dolandırma kastının açık bir kanıtı olduğunu, 2000-2001 yılı kar payı olan 13.920 DM’nin de davalı tarafından müvekkili adına tahsil edildiğini, bu konu hakkında da müvekkiline bilgi verilmediğini ve kar payının ödenmediğini, davalının eylemleri sonucu müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 101.200 DM karşılığı 51.742 Euro’nun, 100.100 DM karşılığı olarak da 51.180 Euro’nun ve 13.920 DM karşılığı 7.117 Euro’nun faizleriyle birlikte ödeme günü itibariyle TL olarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendisinin de … Holding’e para yatırdığını, davacıdan aldığı paraları şirkete teslim ettiğini, davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, bir sorumluluğunun bulunmayıp, kendisinin de mağdur olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının … Holding’de çalışan konumunda bulunduğu, davacıdan tahsil edilen ve şirket hissesi karşılığında düzenlenen paraların davalının kendi uhdesinde değil, şirket hesabında bulundurulduğu, davalı aleyhinde yapılmış herhangi bir cezai takibatın da bulunmadığı, şirket yetkililerinin yargılandığı ceza davasında davalının isminin sanıklar hanesinde yer almadığı, bu itibarla davalının suç sayılır ve sorumluğunu gerektirir herhangi bir zimmet ve dolandırıcılık eyleminin bulunmadığı, yalnızca … çalışanı olarak davacıdan yaptığı tahsilatı şirket hesabına aktardığı, zaten bu duruma davacının da razı olduğu, iradeye aykırı bir işlemin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının davacı ve başkalarını … Holding A.Ş.’ye para yatırmaları, hisse almaları için ikna etmesi üzerine anılan şirkete ait hisseleri satın alması için davalıya teslim edilen paralar karşılığı alınan hisseler nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalının kendisine ve başkalarına dava dışı anılan şirket hakkında gerçek dışı bilgiler vererek şirketin mali durumu hakkında yanıltıldığını, gerçekte aktif varlığı olmayan şirket için para toplanarak davacı yanıltılmak suretiyle mevzuata aykırı olarak ortak yapıldığını ileri sürmüştür.Buna göre, davacı davalının yaptığı haksız eylem nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak uğradığı zararın tazminini istemiştir. Mahkemece, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş ise de davacı burada davalının ikna çabaları, yanlış ve gerçek dışı beyanları nedeniyle dava dışı şirkete ödemede bulunduğunu, davalının eylem ve işlemleri nedeniyle dava dışı şirkete para yatırdığını ileri sürmüş olmasına ve bu maddi vakıaya dayanmış olmasına göre mahkemenin husumetten redde ilişkin gerekçesi yerinde olmadığı gibi haksız eylem mağdurunun dikkatsiz ve tedbirsiz davranması halinde de bu durumun ancak müterafik kusur teşkil edecek olup, haksız eylem failinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak olması karşısında mahkemenin davalının sorumluluğunun bulunmadığı konusundaki gerekçeleri yerinde değildir.Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının ortak olduğu tarihte gerçekten de dava dışı şirketin davalının vaat ettiği nitelikleri taşıyıp taşımadığı, ortak olunması halinde bunun kazançlı bir yatırım olduğu konusundaki beyanlarının gerçek olup olmadığının araştırılarak, ortak yapıldığı tarihte davalının davacıyı kandırmış olup olmadığının belirlenerek, sonucuna göre davalının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.