Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/9833 E. 2018/22122 K. 03.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9833
KARAR NO : 2018/22122
KARAR TARİHİ : 03.12.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait otelde 21/12/2007-25/05/2012 tarihleri arasında kasap şefi olarak çalıştığını, iş akdinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ancak müvekkilinin almaya hak kazandığı tazminat ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş akdinin devamsızlık nedeniyle müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının talep ettiği alacaklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak ve iş akdinin davalı tarafından haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine, hüküm Dairemizin 22/05/2017 tarih ve 2017/4733 Esas, 2017/8575 Karar, sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; davacıya ait hizmet döküm cetvelinde davacının 27/03/2007 tarihinde işe başladığı görülmekte ise de, davacı vekili dava dilekçesinde işe başlama tarihini 21/12/2007 olarak bildirdiğinden, taleple bağlı kalınarak talep edilen alacakların hesabında bu tarihin esas alınması yerine 27/03/2007 tarihinin esas alınması, yine davacı vekili, dava ve ıslah dilekçelerinde, kıdem tazminatı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesini talep ettiği halde talep aşılarak fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, gerekçesine yer verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ile bilirkişi raporuna dayanılarak, yıllık izin alacak talebi bozma öncesi gibi tamamen reddedilmiş, fazla mesai alacak talebi bozma öncesi gibi hüküm altına alınmış, kıdem ve ihbar tazminatlarında ise bozma öncesinden fazla miktarlı ve davacı talebi de aşılmak suretiyle hüküm altına alınmak suretiyle, dava kısmen kabul edilmiştir.
D) Temyiz:
Bozma sonrası kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 04/01/2013 yerine, 22/06/2017 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin bir önceki kararı sadece davalı tarafından temyiz edilmiş olup davalı temyizi üzerine bozulmuştur. Bu nedenle önceki kararda hüküm altına alınan miktarlar bakımından davalı lehine usulü kazanılmış hak doğmuştur. Hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi bozma sonrasındaki ek raporunda, bozma öncesi hazırladığı raporunda hizmet süresinde maddi hata yaptığını beyan ederek, hizmet süresini dairemiz bozma ilamına uyarak ve maddi hatayı düzelterek hesaplaması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatları bozma öncesi hüküm altına alınan miktarlardan daha fazla miktarlı olarak tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece davacı talebi ve usulü kazanılmış hak ilkesini gözetilerek, kıdem ve ihbar tazminatlarında bozma öncesi gibi karar verilmesi gerekirken, davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ihlal edilerek ve esasen bozma sonrası ıslah olamayacağı ve bir davada ancak bir defa ıslah yapılabileceği kuralına uygun olarak davacı bilirkişinin fazla miktarlı hesaplamasına göre de talep miktarlarını ıslahla artırmadığı, kaldı ki artırmış olsaydı dahi dikkate alınmaması gerektiği halde kıdem ve ihbar tazminatları bozma sonrası alınan bilirkişi raporuna göre hüküm altına almıştır.
Mahkemece bu şekilde, bir taraftan davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ihlal edilerek diğer taraftan da davacı talebi aşılarak hüküm kurulması hatalı olduğundan, kararın tekrar bozulması gerekmiştir.
4- İhbar tazminatı talebi hüküm altına alınırken bir önceki bentte açıklandığı üzere hüküm altına alınan miktar bakımından talep aşılmış ve usulü kazanılmış hak ihlal edilmesinin yanında ayrıca bozma kapsamı dışına çıkılarak faiz başlangıcının dava-ıslah ayrımı yerine, bozma öncesi karardan farklı olarak dava tarihinden itibaren başlatılması bu alacak bakımından usulü kazanılmış hakkın ikinci kez ihlali niteliğinde olup bir diğer bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.