YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9542
KARAR NO : 2018/5900
KARAR TARİHİ : 24.09.2018
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine – Orman Yönetimi – …
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2007 yılında 3402 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro sırasında; Yozgat ili, … ilçesi, … köyü, Kumlubel mevkiinde bulunan 117 ada 2 parsel sayılı taşınmaz senetsizden 19469,15 m2 yüzölçümü ve tarla vasfıyla davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı …’in … Kadastro Mahkemesine verdiği 21/01/2008 tarihli dava dilekçesinde özetle; … ilçesi, … köyünde kadastro çalışmalarının yapıldığını, kadastro çalışmaları sırasında 117 ada 2 parselin eşi….’ ten miras yoluyla kendisine intikal ettiğini, çocuklarının da taşınmaza hissedar olduklarını, kadastro çalışmaları sırasında kendisinin köyde olmamasından dolayı davalı adına tespit gördüğünü, davalının bu taşınmazda herhangi bir hakkının bulunmadığını ayrıca taşınmazın muris dedesi… adına tapuda kayıtlı olduğunu belirterek davalı adına yapılan tespitin iptali ile gerçek malik…. mirasçıları ve kendisi adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece; davanın reddine, … ilçesi, …. köyü 117 ada 2 nolu parselin 19/10/2015 havale tarihli orman bilirkişi raporu ve 02/11/2015 tarihli fen bilirkişi raporunda da değindiği üzere 6900.067 m2’lik kısmının aynı parsel numarası altında … adına tarla olarak tesciline, … ilçesi, …. köyü 117 ada 2 nolu parselden kalan 19/10/2015 havale tarihli orman bilirkişi raporunda belirttiği üzere 12587.744 m2’sinin orman vasfı ile farklı bir parsel numarası verilmek üzere Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanun gereğince yapılan kadastro çalışmaları vardır.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; taşınmazların kök murisin terekesine dahil olup olmadığı, terekeye dahil ise … yapılıp yapılmadığı,… yapıldı ise bir kısım taşınmazların orman olarak tesciline karar verildiğinden…in bozulup bozulmadığı yöntemince araştırılıp, değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla; davanın tarafı gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlığın, taşınmazların mirasbırakandan kalıp kalmadığı ile miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında yöntemince paylaşılıp paylaşılmadığına ilişkin olduğu, paylaşıma dayanan tarafın, Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile
bunların akıbetlerini, Kadastro Kanununun bölgede uygulandığı tarihe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15. maddesi uyarınca harici paylaşımın belgeler, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabileceğinden mahkemece taşınmazların kök muristen gelip gelmediği, terekeye ait olup olmadıkları ve taraflar arasında paylaşım yapılıp yapılmadığı araştırılmalı kök muristen kalarak paylaşıma tabi olan taşınmazlar var ise bunlara ait dair tüm bilgi ve belgeler ile varsa dava dosyaları getirtilerek paylaşım uyarınca davacılar ve davalılar adına tespit edilen taşınmazlar belirlenerek bu yerlere ait kadastro tutanakları getirtilmeli, dosya ekinde bulunan taraflar arasındaki dava dosyalarında mevcut fen bilirkişi raporları ile tarafların delil olarak dayandıkları belgeler keşifte uygulanmalı, taraflarla menfaat veya husumeti bulunmayan mahalli bilirkişiler ve tarafların delil listelerinde bildirdiği tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli, paylaşım yapıldığının belirlenmesi halinde paylaşıma konu taşınmazlardan Hazine adına tespit edilen taşınmaz bulunması halinde veya taşınmazların tamamının ya da bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde paylaşımın bozulduğu da göz önüne alınmalı, özetle, öncelikle izah edildiği şekilde yöntemine uygun orman araştırması yapılmalı, hükümde orman olarak tesciline karar verilen taşınmazlar yönünden zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, tüm taşınmazlar yönünden 40/100 dönüm norm kısıtının aşılıp aşılmadığı denetlenmeli, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın… yapılıp yapılmadığı, taşınmazların murisin terekesine dahil olup olmadığı konusunda temerküz ettiğinden bu husus yöntemine göre araştırılmalı ve ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca kabule göre de davacı gerçek kişi tarafından davalı gerçek kişiye karşı dava açıldığı Orman Yönetimi ve Hazinenin usulüne uygun yapılmış bir müdahale talebi bulunmadığından davanın ihbar edilmesi taraf sıfatını kazandırmayacağından HMK’nın 26. maddesi gereğince (eski HYUY’nın 72.md) “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmü gereğince ve mahkemece yapılacak iş, talep sonucunu aşmayacak şekilde karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 24/09/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.