YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9318
KARAR NO : 2018/22130
KARAR TARİHİ : 03.12.2018
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 19.02.2008 tarihinden işten çıkarıldığı 02.09.2010 tarihine kadar davalı işyerinde tamirci olarak çalıştığını, iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini, yasal hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, davacının tüm haklarının ödendiğini ve kendisinden ibraname alındığını, davacının davalı …Ş. de çalışması olmadığını, davalılara ait işyerlerinin birbirinden bağımsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davalı …Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı …Ş. yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; işin esasına girilerek toplanan delillere göre bir hüküm kurulması gerekirken, davanın Özgür Elektrik Üretim A.Ş. yönünden husumetten reddine dair karar verilmesinin hatalı olduğu ve ibranamelere makbuz olarak değer verilip, sadece ödenen 137,08 TL fazla çalışma ücretinin bilirkişi tarafından hesaplanan meblağdan mahsubu ile kalan fazla mesai ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalılar vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Karar başlığında dava tarihinin 05.04.2012 yerine 14.12.2017 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
2-6100 sayılı HMK’nun 177. maddesi ıslah ve ıslahın davanın karşı tarafına bildirimi hakkında “(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.” hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, ıslah dilekçesinin davalılar vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği 01.10.2013 tarihli duruşma zaptı içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durum 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde “1-Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” şeklinde ifade edilen “hukuki dinlenilme hakkının” ihlali niteliğindedir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre;
a-Somut uyuşmazlıkta; dava niteliği itibariyle kısmi dava olup, davacı davalıyı davadan önce temerrüde düşürmediğinden, kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
b-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla davalıların hüküm altına alınan işçilik alacaklarından ve yargılama giderlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakla, hüküm altına alınan hak ve alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi gerekirken, hükmün harç ve yargılama giderlerine ilişkin 3. ve 5. bendlerinde infazda tereddüte yol açacak şekilde hangi davalı olduğu açıklanmadan sadece “davalıdan” denilerek hüküm kurulması HMK.nın 297/2. maddesine aykırıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/12/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.