Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/4423 E. 2015/22619 K. 30.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4423
KARAR NO : 2015/22619
KARAR TARİHİ : 30.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve … müdafinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıklar müdafiinin yüzüne karşı verilen 09/06/2010 tarihli karara karşı, sanıklar müdafinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 21/01/2015 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … (…), …, … (…) ve …’ın temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’nın, oğlu …’ı evlendirmeye karar verdiği, bu hususta sanıklar … ve …’in de aileleri bir araya getirerek aracı oldukları, katılanın, yanına sanıklar … ve …’i de alarak sanık …’in evine gittikleri, sanık …’in kızı olan sanık …’yi istedikleri, burada kız isteme olayının Gerçekleştiği, sonra nişanın yapıldığı, bir süre sonra da sanık … ile katılan …’nın oğlu … arasında resmi nikah işlemlerinin de yapıldığı, sanık …’in, katılan …’dan düğün masrafları için bir miktar para aldığı, aynı sanığın daha sonra düğün günü için yanına gelen katılandan 2.000 TL daha para istediği, buna sinirlenen oğlan tarafının kızı kaçırarak götürdüğü, katılan tarafın, kızın rızasıyla gittiğini savunduğu, sanık …’nin ise, katılan tarafın kendi rızası dışında kendisini kaçırdıklarını, daha sonra kendi imkanlarıyla ellerinden kaçıp kurtulduğunu belirttiği, böylece sanık … ve babası sanık … ile temyiz dışı annesi sanık …’nin diğer sanıklar … ve …’in de destekleriyle eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle katılan taraftan haksız menfaat temin etme kastıyla para alıp daha sonra da nişanı bilerek bozarak dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
İddianamede, Katılan …’nın oğlu için katılan ve müştekinin sanıklara para verip dolandırılması olayı nedeniyle kamu davası açıldığı, müşteki …’nun mağdur olduğu başka bir olay nedeniyle açılan bir dava bulunmadığından tebliğnamedeki eleştiriye iştirak edilmemiştir.
a-Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanık … ve ailesinin, daha önce de kızları sanık …’yi nişanlayıp ilgili kişilerden para alarak nişanı bozdukları, bu çerçevede katılanlara da aynısını yaparak haksız menfaat temin ettikleri iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, sanık … ile katılanın oğlu … arasında söz, nişan ve resmi nikah işlemlerinin tamamının yapıldığı, kız isteme olayı ile sanık …’nin bu işten vazgeçmesi arasında uzunca bir zaman geçtiği, söz konusu resmi nikah işleminin tarafların ortak rızasıyla yapıldığı, taraflar arasında düğün için yapılacak masrafların kim tarafından karşılanacağı hususunda hukuki bir ihtilaf bulunduğu, nişanın her bozulması durumunda dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, sanık …’nin, rızayla veya rıza dışı olsun, katılanın oğlu … ile birlikte gittiği ve bu kişiyle birlikte kaldığı, bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunduğu, sanık …’nin, katılanın oğlu …’dan 2008 yılında boşandığı, sanık … ve ailesinin daha önce başka nişanları da bozmuş olmalarının, bu eylem açısından da, suç işleme kastıyla hareket ettiklerini göstermeyeceği, sanıklar … ve …’in, sadece tarafları bir araya getirdikleri, herhangi bir menfaat temin ettikleri veya diğer sanıklarla beraber hareket ettiklerinin ispatlanamadığı, buna göre, bütün sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a,e maddeleri gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
b-Kabule göre de; sanıkların, katılandan bir kere para aldıkları, daha sonra yine başka bir nedenle para istedikleri dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin edilmiş olunması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
c-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
d-5271 sayılı CMK’nın 324/1 ve 326/2. maddeleri uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, geriye kalan ortak yargılama giderlerinden eşit şekilde sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde müştereken tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … (…), …, …(…) ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın CMUK’nın 325.maddesi gereğince temyiz talebi reddedilen sanık …’a sirayetine, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.