YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9981
KARAR NO : 2015/22631
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı Kanun’un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanığın, … Kömür isimli işyerinde kömür alım satım işi yaptığı, katılanın ise, İleyda ve … apartmanlarının yöneticisi olduğu, önceki yönetici olan …’in, 18/05/2009 tarihli sözleşme ile sanığın iş yerinden, 56.350 kg “… Rus Ceviz İskenderun Çıkışlı” kömürünü tonu 380 TL’den satın aldığı, kömürlerin teslim alınıp yakılmaya başlamasından sonra, yanma ve ısıtma kalitesi açısından kömürün zayıf olduğu ve daha önce alınan “…” kömüründen farklı bir kömürün kendilerine teslim edilmiş olduğunu anladıkları, yapılan incelemede; sanığın, katılana teslim ettiği kömürün … çuvalları içerisine konulmuş taklit kömür olduğu, taklit marka çuvalların orjinalleriyle birebir aynı olup tüketicilerin orjinali ile taklit ürünü ayırt etme imkanlarının bulunmadığının tespit edildiği, ticari bir faaliyet yürüten sanığın, … çuvalları içerisine, gerçekte … olmayan kömürü koyup satmak suretiyle haksız kazanç elde ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, söz konusu kömürleri İskenderun’da kömür bayiisi olan … isimli kişiden aldığını, bu kişinin yanında … isimli kişinin de olduğunu, ortağı olan ….’ın alacağına karşılık bu kişilerden seksen ton kömür aldıklarını belirttiği dikkate alınarak, katılana satılan kömürlerin sanık tarafından nereden hangi tarihte ve nasıl alındığının tespit edilmesi amacıyla sanığın işyerindeki bilgisayar ve muhasebe kayıtları, ticari defterler, irsaliye, fatura ve ödemeye ilişkin bilgi ve belgelerin tamamının getirtilerek dosyaya konulması, sanığın yeniden ve ortağı olduğu belirtilen kişinin de ilk olarak ifadesinin alınarak, … isimli kişinin ait açık kimlik bilgileri ve adresi ile malların bu kişiden alındığına dair delillerin neler olduğunun sorulması, ibraz edilmesi halinde onaylı suretinin dosyaya konulması, … ve … isimli kişilerin bulunması halinde ifadelerinin alınarak, söz konusu malı katılana satıp satmadıkları, bu alım satım dışında, sanığa daha önce mal satıp satmadıkları, satmışlarsa hangi tarihte, ne şekilde ve hangi belgelere istinaden sattıklarının sorulması, bu alım ve satım ilişkilerine dair kayıtların, defterlerin ve belgelerin tamamının getirtilerek dosyaya konulması, bütün delillerin toplanmasından sonra dosyanın kül halinde bilirkişiye tevdiinin sağlanarak, sanığın, söz konusu malları, hangi tarihte, kimden ve hangi fiyattan aldığı, bu fiyatın, piyasa fiyatının altında olup olmadığı, sanığın, malların sahte olduğunu bilip bilmediği hususlarını içerir bilirkişi raporu alınması ve eldeki bilgi ve belgelere göre sanığın suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin karar yerinde tartışılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmeyerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; 5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlü hakkında 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerinin kullanılmasına ilişkin yasaklama hükmü uygulanamayacağı hususunun gözetilmemesi, bu kabule göre de; TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.