Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13981 E. 2015/22404 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13981
KARAR NO : 2015/22404
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları yada almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanığın, 2009 yılının Şubat ayında yirmi altı ayrı sigorta şirketinden toplam otuz dört adet … kaza sigortası yaptırdığı, Mart ayında ise elini hızar makinasına kaptırması sonucu, yüzük ve serçe parmaklarının kopması üzerine, sigorta şirketlerine başvurarak sigorta tazminatı talep ettiği, sigorta şirketlerinin yaptıkları araştırmada, sanığın sayıca fazla sigorta sözleşmesi yaptırması ve sigorta bedelini almak amacıyla kaza geçirdiğine kanaat getirmeleri nedeniyle ödeme yapmadıkları, bu suretle sanığın sigorta bedeli almak amacıyla dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Şikayetçi sigorta şirketlerinin vekilleri tarafından yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
İddianame ile sanığın katılan üç sigorta şirketine yönelik gerçekleştirdiği dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı ve şikayetçi sigorta şirketlerinin suçtan zarar gören sıfatları bulunmadığı anlaşılmakla, hükmü temyiz hakkı bulunmayan şikayetçiler vekillerinin vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Katılan … şirketlerinin vekillerinin sanık hakkında kurulan beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık beyanı, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık raporu ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın beraatine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.