Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/3883 E. 2015/22305 K. 10.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3883
KARAR NO : 2015/22305
KARAR TARİHİ : 10.03.2015

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için “suça sürüklenen çocuk ifadesinin” kullanılması gerekirken “sanık” ifadesinin kullanılması mahallince düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’ün, şikayetçi …’ın müdürlüğünü yaptığı … İlköğretim Okulu’na girerek 3 adet pencere camını, 3 adet sınıf kapısını, 1 adet flat ekran bilgisayar monitörünü ve 1 adet de bilgisayar kasasını kırarak zarar verdikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
A- Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuklar … ve …’nin, aşamalarda değişiklik göstermeyen savunmalarında, okula suça sürüklenen çocuk … ile …’ın kardeşi, …’nin de teyzesinin oğlu olan ve 12 yaşından küçük olması nedeniyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen …’nin girdiklerini ve okula ait eşyalara zarar verdiklerini beyan etmeleri, okul müdürü olan ve soruşturma aşamasında beyanına başvurulan …n’ın da suça sürüklenen çocuklar … ile …’nin beyanlarını doğrular şekilde, okula suça sürüklenen çocuk … ile …’nin girdiğini etraftan yaptığı araştırmalarla öğrendiğini, ayrıca okullarının öğrencisi olan …’un da bu durumu bizzat kendisine anlattığını ifade etmesi, yine kollukta ifadesine başvurulan … ‘ın da, … İlköğretim Okulu okul aile birliği başkan yardımcısı olduğunu, 10/08/2010 günü okulun yan tarafından geçerken mahalleden tanıdığı ve yine okulun öğrencilerinden olan suça sürüklenen çocuk …’ı duvardan atlarken gördüğünü, bir gün sonra da okulda maddi zarar olduğu duyunca konuyu okul müdürüne anlattığını, ayrıca …’ın yanında devamlı olarak gezen …’ye okula kimin girdiğini sorduğunda, …’un da … ve kendisinin girdiğini söylediğini, bu durumu da okul müdürüne aktardığını belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuklar … ve …’nin üzerlerine atılı kamu malına zarar verme suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş; açıklanan gerekçelerle tebliğnamedeki eksik inceleme ile karar verildiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B- Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuk …’ın, şikayetçi …n’ın müdürlüğünü yaptığı … İlköğretim Okulu’na girerek 3 adet pencere camını, 3 adet sınıf kapısını, 1 adet flat ekran bilgisayar monitörünü ve 1 adet bilgisayar kasasını kırarak zarar verdiği anlaşılmakla; eylemin kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince adli para cezalarının ertelenemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde suça sürüklenen çocuk … hakkında hükmolunan adli para cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
2- 1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan adli ara cezasının ertelenmesine ilişkin “f, g ve h” bentlerinin tamamen çıkarılması ve hüküm fıkrasına “Katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 900,00 TL vekalet ücretinin suça sürüklenen çocuk …’tan alınarak katılana verilmesi” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.