Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2018/471 E. 2018/12909 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/471
KARAR NO : 2018/12909
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi, iştirak nafakası ve ziynet davasında verilen karar ve vekalet ücreti yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, velayet, nafaka, reddedilen tazminat talepleri ile ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Tarafların boşanma davaları ve fer’ilerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek her iki boşanma davası da kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenen kıskançlık, eşini kısıtlama, kadının ise eşini eve almama, terk ve eşine vurmasına yönelik tanık beyanları soyut, duyuma dayalı, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, sebep ve saiki belli olmayan, yoruma dayalı, inandırıcı olmaktan uzak beyanlardır. Dosya kapsamından davacı-karşı davalı erkeğin eşine yönelik bir kaç kez gerçekleşen fiziksel şiddetinin ise sabit olduğu anlaşılmaktadır. İspat edilemeyen vakıalar taraflara kusur olarak yüklenemez. Bu durumda, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, davalı-karşı davacı kadın kusursuzdur. Mahkemece, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ve erkeğin TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca açtığı boşanma davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki kadının TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca açtığı boşanma davasında boşanma hükmü, temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kesinleştiğinden, erkeğin TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca açtığı boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda davacı-karşı davalı erkeğin TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca açılan boşanma davasının esası hakkında bir karar verilemeyecektir. O halde, mahkemece yapılması gereken iş, erkeğin TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca açtığı davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davadaki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
c-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-karşı davalı erkek tam kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışlar kadının kişilik haklarına saldırı niteliğini taşımaktadır. Boşanma sonucu kadın en azından eşinin maddi desteğinden de yoksun kalmıştır. Kadın yararına TMK m. 174/1-2 koşulları oluşmuştur. O halde, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gerçekleşen kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
d-Mahkemece, ortak çocuklardan 2006 doğumlu…’in velayeti davacı-karşı davalı babaya, 2007 doğumlu …’ün velayeti ise davalı-karşı davacı anneye verilmiş, ancak kişisel ilişki dönemlerinde kardeşlerin birbirlerini göremeyecekleri şekilde, anne-baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki düzenlenmiştir. Çocukların velayetinin ebeveynler arasında paylaştırılması halinde, kişisel ilişkinin kardeşlerin birbirlerini görmelerine imkan verecek tarzda düzenlenmesi, onların menfaati gereğidir. Bu husus nazara alınmadan velayeti babaya verilen çocuk ile velayeti anneye bırakılan çocuğun birbirlerini göremeyeceği şekilde kişisel ilişki tesisi doğru görülmemiştir.
2-Tarafların ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı-karşı davacı kadın, karşı dava dilekçesinde boşanmanın yanı sıra ziynet eşyası alacağı talebinde de bulunmuştur. Karşı dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Ayrıca dosyada davalı-karşı davacı vekili tarafından 27.05.2015 tarihinde ve 16.06.2015 tarihlerinde iki kez 27,70’er TL harç yatırıldığı ve bilirkişi incelemesi ve değer tespiti yapılması sonrasında nispi harcın da ikmal edileceğinin bildirildiği görülmüştür. Davalı-karşı davacının ziynet alacağı talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. O halde, mahkemece öncelikle bilirkişi incelemesi yaptırılarak talep edilen ziynetlerin bedelinin tespit edilmesi, ardından nispi harcın peşin kısmının yatırılması için davalı-karşı davacıya usulüne uygun olarak süre verilmesi gerekmektedir (Harçlar Kanunu m. 30- 32). Harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esası incelenmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmeli, aksi halde; Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, bu yönün nazara alınmaması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1/b, 1/c, 1/d ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı-karşı davalı erkeğin ziynet alacağı davasında vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, incelenmeyen ve bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda 1/a bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden …’e yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran…’e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13.11.2018 (Salı)