Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/3907 E. 2015/22296 K. 10.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3907
KARAR NO : 2015/22296
KARAR TARİHİ : 10.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 06/06/2012 tarihinde tebliğ olunan 02/05/2012 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 02/08/2012 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık …’nın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; katılanlar …, …, … ve …’nin, asayiş ekipler amirliğinde görevli polis memurları oldukları ve Balçova İnciraltı BP benzin istasyonunda kavga olduğunun anons edilmesi üzerine olay yerine gittikleri, burada sanık …’nın katılanlardan, arkadaşlarını yaralayan şahısların bulunarak kendilerine teslim edilmesini istediği, görevli polislerin de polis merkezine giderek ifade vermelerini ve verecekleri ifade doğrultusunda işlem yapacaklarını bildirdikleri, bunun üzerine sanığın katılan polislere hitaben “Biz Samsun’luyuz, adamın anasını sinkaf ederiz, hepsinin g….den şırınga ile kan alacağız. Siz bizi tanımazsınız, bizi Manisa’ya sorun, onları buraya getireceksiniz. Görevinizi yapın, biz karakola gitmeyiz. Siz onları ayağımıza getirmek zorundasınız. Biz karakola gelmeyiz, zorla da götüremezsiniz.” dediği ve ardından katılan …’nın kolundan asılarak “Memursun görevini yapacaksın, a..lığın lüzumu yok, git o adamları bul gel lan, bütün memurlar aynısınız, biz sabıkalıyız diye bizim üstümüze geliyorsunuz, s.. gidecekseniz gidin, a.. koduğumun çocukları.” şeklinde sözler söylediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı zincirleme şekilde ve alenen hakaret suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.