YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6762
KARAR NO : 2018/25208
KARAR TARİHİ : 18.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş, karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
1-Dosyadaki bilgi ve belgelere göre taşınmaza 1976 yılında elatıldığı anlaşılmıştır. 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında el atılan taşınmazlar için 6487 sayılı Yasanın yayımlanmasından sonra açılan davalarda uzlaşma dava şartı olarak kabul edilmekte olup, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin birleşen davanın yasa maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra 25.06.2013 tarihinde açıldığı anlaşıldığından mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi,
2-Kamulaştırmasız el atma davalarına da uygulanan 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici 6. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması halinde taşınmazın dava tarihindeki değeri taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir.” hükmü öngörülmüştür.
Taşınmaza 1976 tarihinde el atıldığına göre ; bu tarih itibariyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde bulunup bulunmadığı araştırılarak, plan içinde değilse belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber belediye ve altyapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd. gibi) yararlanıp yararlanmadığının, özellikle etrafının meskûn olup olmadığının araştırılarak niteliği tespit edildikten sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle arsa olarak kabul edilerek bedel belirlenmesi,
3-Birleşen davanın davacıları … ve … taşınmazda malik olmadıklarından aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından bu davacılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre dava konusu taşınmaza davalı idarece 04/11/1983 tarihinden önce el atıldığı anlaşıldığından, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken asıl ve birleşen dava yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi,
5-Dava konusu taşınmazın ifraz görerek 80/A parsel olduğu halde 80 parsel olarak hüküm kurulması
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.