YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9223
KARAR NO : 2015/22284
KARAR TARİHİ : 10.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın, faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, … Derneği Başkanlığı’nda çalıştığına ve aylık 3.200 TL maaş+prim aldığına dair tamamen sahte olarak düzenlenmiş belgeyi, Garanti Bankası Necatibey şubesine ibraz ederek 10.000 TL tutarında tüketici kredisi çektiği, kredi borcunun 1.668 TL’lik ilk 4 taksitini ödedikten sonra geriye kalan miktarı ödememesi üzerine, katılan banka tarafından yapılan araştırma sonucunda suça konu belgenin sahte olarak oluşturulmuş olduğunun tespit edildiği şeklindeki somut olayda;
1-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın kredi talebinde bulunurken bankaya ibraz ettiği maaş belgesinin, menşeinden sorulmadığı müddetçe muteber belge gibi işlem göreceğinden iğfal kabiliyetine haiz olduğu şeklinde görüş bildiren bilirkişi raporu alınmış olması karşısında; tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Nitelikli dolandırıcılık suçundan … zarar miktarının kredi bedeli olan 10.000 TL olup, sanığın ilk dört taksidi ödemesinin, kredi tahsisi sağlanarak sanığa kredi bedelinin ödenmesinden, yani suçun oluşumundan sonra gerçekleşmesi nedeniyle, zararın kısmi olarak giderilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden tebliğnamedeki (3) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın, sahte belge kullanmak suretiyle kredi çekmesi şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesinde düzenlenen banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme yapılarak aynı kanunun 158/1-f maddesi gereğince bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “bankayı aracı kılarak dolandırıcılık” ve “158/1-f” terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık” ve “158/1-j” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.