YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7605
KARAR NO : 2015/22243
KARAR TARİHİ : 10.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, silahla tehdit, korku kaygı paniğe yol açacak şekilde silahla ateş etme, ruhsatsız tabanca taşımak, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Müşteki … ve katılan …’ın yanlarında …’ın kızı … ile birlikte Denizli Adliyesinde oğlunun duruşmasını izledikten sonra araçları ile ayrılmak için adliyenin otoparkına gittiklerinde tanımadıkları şahıslar tarafından durduruldukları tartışma ve kavga meydana geldiği, bu esnada kavgayı gören sanığın olay yerine gelip aracından aldığı ruhsatsız silahını önce katılan …’a doğrultup onu silah gösterip tehdit ettiği, akabinde havaya doğru kaldırıp iki el ateş ederek korku kaygı panik yarattığı, bu esnada kurşunlardan birinin Adliyenin kafeterya camına gelip camı kırdığı, olaya müdahale etmek için gelen polis memurlarına sanığın mukavemet edip görevlerinin yaptırmamak için direndiği ve zor kullanılarak kelepçelendiği iddia olunan somut olayda;
1- Sanık hakkında 6136 sayılı kanuna muhalefet etme suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın kendisine ait ruhsatsız silahı kullandığı oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 6136 sayılı kanun 13/1.maddesi gereği verilen adli, para cezasının 30 günden ve TCK 52/2.madde gereği günlüğü 20 TL den olmak üzere 600 TL den az olamayacağı göz ardı edilerek sanık hakkında 450 TL adli para cezası belirlenmesi ile eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında tehdit, görevi yaptırmamak için direnme, korku kaygı ve panik yaratacak şekilde ateş etme ile kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede;
Sanığın, müşteki ve katılanla bir husumeti olmadığını, çıkan kavgada şahısların kendisini katılan …’nın yakını zannnedip ona da saldırdıklarını, kendisinin kavgayı aralamak, kendisini korumak ve yapılan saldırıyı def etmek için silah ile havaya doğru ateş ettiğini, katılanı silahla tehdit etmediğini, olaya müdahale eden polislere rızası ile silahını verdiğini onlara direnmediğini savunması ile müştekilerden …’un ve olayla ilgili bilgileri olduğu dosya kapsamından anlaşılan …, …, … …, …. ve katılanın kızı … dinlenmeden, gerekçeli kararda sanığın, görevli polis memuru … ile …’e fiziken direndiğinin kabulü ile hüküm kurulmasına rağmen bu kişilerin beyanlarında sanığın elindeki silahı bırakması için gerekli miktarda zor kulandıkları dışında sanığın kendilerine yönelik bir eylemlerinden bahsetmemiş olmalarına rağmen sanığın görevli polis memurlarına yönelik direnme teşkil edecek ne gibi bir tehdit ve cebir içeren hareketi olduğunun karar yerinde tartışılmadan görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulmuş olması karşısında gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, sanık hakkında meşru müdafa …, …, … , … ve katılanın kızı Yasemin Karakuş’un temin edilerek konu ile ilgili tanık sıfatı ile beyanlarının alınması, sanığın hangi polis memeuruna hangi eylemininin direnme kabul edildiğinin karar yerinde tartışılmasının ardından sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/03/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.