YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5962
KARAR NO : 2018/13051
KARAR TARİHİ : 19.11.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tedbir Nafakası-Tasarruf Yetkisinin Sınırlanması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, tedbir nafakasının miktarı, bozma tarihi itibarıyla tedbir nafakasının yükseltilmesi ve tasarruf yetkisinin sınırlanması talebinin kısmen kabulü yönünden; davalı erkek tarafından ise, tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davacı kadın lehine 400 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, davacı kadının temyizi üzerine Dairemizin 09.03.2016 tarih 2015/25903 esas ve 2016/4533 karar sayılı ilamı ile davacı kadın lehine takdir edilen tedbir nafakasının az olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davacı kadın lehine 700 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ancak tedbir nafakasının bozma tarihi itibariyle yükseltilmesine karar verilmiştir. Hükmedilen 700 TL tedbir nafakasının dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilecek yerde, bozma tarihi itibariyle 700 TL’ye yükseltilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesine göre, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim belirleyeceği mal varlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Bu düzenleme ile yasa, tasarruf yetkisinin sınırlanmasına iki halde gidilebileceğini öngörmüştür. Bunlardan birincisi; sınırlanmayı ailenin ekonomik varlığının korunması gerekli kılmalı, ikincisi ise evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin bunu gerektirmesidir. Her iki halde de yasa, sınırlanmanın ölçülü olmasını aramıştır. Ölçülülük, sınırlanma ile ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlanmanın gerekli ve orantılı olmasını gerekli kılar. Olayda davalı erkeğin mal varlığının bir kısmını elden çıkarma yönünde girişimde bulunduğu toplanan delillerden anlaşıldığına göre, davalının tasarruf yetkisinin sınırlanmasında gereklilik bulunduğu gerçekleşmiştir. Ne var ki sınırlanma ölçülü olmalıdır. Mahkemece davalıya ait davaya konu tüm taşınmazlar üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlanmasına karar verilmiştir. Taşınmazların sayı ve nitelikleri dikkate alındığında sınırlanma ile ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olanın üstünde ve ölçüsüz olduğu görülmektedir. Bu husus dikkate alınarak, davalı erkek adına kayıtlı … Merkez … Köyü, 565 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddi gerekirken, kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmişir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.11.2018 (Pzt.)