Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/10587 E. 2015/27807 K. 29.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10587
KARAR NO : 2015/27807
KARAR TARİHİ : 29.06.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A- Sanıklar …, …, …, … hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılanın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
B- Sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen beraat hükümleri ile sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
İhbar üzerine polis ekipleri göndericisi Hüseyin Boyukara, alıcısı … olan kargo paketini teslim alan …’ ü suçüstü yakaladığı, kargo paketi içerisinde, …, …, …, … ve … plakalı araçlara ait motorlu araç trafik belgesi ile üzerinde notlar bulunan aynı araçların ruhsat fotokopilerinin çıktığı, alınan ekspertiz raporuyla sahte mühürle oluşturulan motorlu araç trafik belgelerinin tamamının sahte olduğu ve iğfal kabiliyetinin bulunduğu ve fotokopiler üzerindeki yazıların sanık …’ın eli ürünü olduğunun belirlendiği, vergi borcu bulunan araçlarının fenni muayenesini yaptıramayan haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar …, …, … ve …’ın araç ruhsat fotokopilerini sanık …’e verdiği, şüpheli …’in de aynı nedenlerden ötürü araç ruhsat fotokopisini …’e verdiği, onlarında bu belgeleri İlkay’a verdikleri olayda;
1- Sanıklar …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık …’in ortağı olduğu şirkete ait aracın işlemlerinin kardeşi Mehmet tarafından yapıldığının anlaşılması nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararında ve katılan maliyenin kayıtlarından vergi ve ceza borçlarının halen açık olması karşısında bir zararının bulunmadığı, önceden … vergi ve ceza borçları nedeniyle çıkarılamayan muayene belgesinin sahte düzenlenmesinde dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağından sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık …’un hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz talebinde bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar … ve Hüseyin ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Suça konu belgeler ile ilgili olarak 30/05/2008 tarihinde alınan ekspertiz raporlarında tamamen sahte olarak oluşturulan belgelerin iğfal kabiliyetinin bulunduğunun belirtilmesi karşısında tebliğnamede bozma isteyen düşünceye bu yönüyle iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a- Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen temel cezanın TCK’nın 43. Maddesi gereğince artırılması sırasında artırım oranı olarak 1/4 yerine maddi hata yapılarak 1/6 olarak yazılması,
b- Kendisini vekil ile temsil ettiren Kurum yararına sanıklar aleyhine, karar tarihine yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının birinci paragrafından sonra gelmek üzere ” kendisini vekil ile temsil ettiren katılan yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/1. maddesi uyarınca 1,100 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine” ibaresi yazılmak ve sanıklar hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulandığı hüküm fıkrasından “1/6” ibaresinin çıkarılarak yerine “1/4” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/06/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.