YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10869
KARAR NO : 2015/27808
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın 2006 yılı yem bitkileri ödemesi desteğinden yararlanmak için Bayburt ili Konursu Beldesinde bulunan 845, 769 ve 1625, Dikmetaş Köyünde bulunan 809, Değirmencik köyünde bulunan 376, Adabaşı Köyünde bulunan 554, 562 ve 564 parsel no’lu taşınmazlar için 15.06.2006 tarihinde yaptığı başvurusu sonucunda kendisine 23.117,79 TL tutarında bir ödemenin yapıldığı, yine aynı taşınmazlara ilişkin doğrudan gelir desteğinden faydalanabilmek amacıyla 03.11.2006 tarihinde Bayburt İl Tarım Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğu, ancak kendisi için düzenlenen 1.649,60 TL hak edişinin ödenmediği, sonrasında yapılan incelemede 376 ve 1625 numaralı parsellerdeki taşınmazlarda herhangi bir tarımsal faaliyetin olmadığı, diğer taşınmazlarda ise usule uygun tarımsal faaliyet yapılmadığı hususlarının bilirkişi raporu ile tespit edildiğinin iddia olunduğu olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın, 2006 yılına ilişkin yapmış olduğu her iki başvurusu neticesinde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme suç hükümlerince değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda yem bitkileri ödemesine ilişkin yapmış olduğu başvurusu sonucunda hak edişini alması nedeniyle ilk suç teşkil eden eylemin tamamlanmış olmasına rağmen, doğrudan gelir desteğine ilişkin başvurusu sonucunda hesaplanan parasının ödenmemesi nedeniyle ikinci eylemin tamamlanamadığı, dolayısıyla suçun birinin tamamlanıp, diğerinin tamamlanmamış olması halinde yalnızca tamamlanmış suçtan ceza tayin edilip, bunun üzerinden zincirleme suç hükümlerince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, ayrıca teşebbüs hükümlerinin de uygulanması suretiyle eksik cezaya hükmolunması,
2-Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesi sırasında TCK’nın 158/1. maddesinin hangi bendi ile hüküm kurulmuş olduğunun gösterilmemesi,
3-Sanığın elde ettiği veya etmeye çalıştığı toplam haksız menfaat miktarının 24.767,39 TL olduğu, bu nedenle de birim gün sayısının haksız menfaat miktarının iki katından az olmayacak şekilde 2477 gün olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi,
4-5237 Sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince adli para cezalarının ertelenemeyeceğinin gözetilmemesi,
5-Kabule göre de; TCK’nın 168/2 ve 62. maddelerinin uygulanması neticesinde sonuç cezanın 1 yıl 2 ay 1 gün olarak belirlenmesi gerekirken, hesap hatası sonucunda 1 yıl 2 ay 5 gün hapis cezasına hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.