YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1965
KARAR NO : 2015/20587
KARAR TARİHİ : 16.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.
Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Kanunun 55. maddesi uyarınca, yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanıklardan …’ın, katılanlarla irtibata geçerek … şirketinin yetkilisi ve ortağı olduğunu, ayrıca Ankara’da trafo imal eden … firması ve İstanbul’da bulunan … isimli trafo fabrikasıyla da ortaklıklarının bulunduğunu belirttiği, aynı şekilde … ve …’in de, … şirketinin ortakları olduklarını ve maddi durumlarının çok iyi olduğunu söyleyerek katılanlardan önceleri düşük miktarda peşin para ile demir alış-verişi yaptıkları ve katılanları Ankara iline davet ederek kendilerine ait olduğunu beyan ettikleri … ve … şirketlerine ait fabrikaları gezdirip şirketin ve fabrikaların diğer ortakları ile tanıştırdıkları, bu şekilde samimiyeti ilerlettikten sonra 750 ton demir siparişi vererek ödemeyi peşin yapacaklarını, demirleri Kuzey Irak’a göndereceklerini belirterek katılanlara demir için 150.000,00 TL, akaryakıt için ise 48.000,00 TL gönderdikleri, bunun üzerine katılanların, sipariş malzemelerini göndermelerine rağmen, sanıkların ödemeleri gereken parayı ödemedikleri gibi, Kuzey Irak’a göndereceklerini söyledikleri demirleri Ankara’daki adreslerine yönlendirdikten sonra kendilerine ulaşan demirleri … şirketinde koyacak yer olmadığı gerekçesiyle sanıklardan …’in ortağı ve yöneticisi olduğu … şirketine boşalttıkları, kalan demirleri de sanık …’in sorumlusu olduğu şirkete bıraktıkları, katılanların, demirleri siparişi eden … şirketi yerine başka yerlere boşaltılması ve söz verilen peşin paranın ödenmemesi üzerine … firması yetkilileri olan sanıkları aramalarına rağmen bir süre ulaşamamaları nedeniyle dolandırıldıklarından şüphe edip gönderilen 750 ton demirden 100 tonunu kamyon şoförleri vasıtasıyla Karabük’e geri yönlendirdikleri, sanıkların da katılanlara Irak’tan bavulla para geldiğinde borçlarını kapatacaklarını söyleyerek peşin para yerine çek ve senet
verdikleri, çeklerden bankaya ibraz edilen kısmının karşılığının olmadığının görülmüş olması nedeniyle sanıkların dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla örgüte üye olma veya yardım etme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılanlar vekilinin kovuşturma evresinde sanık … hakkında şikâyetçi olmadıklarını bildirmiş olması nedeniyle, CMK’nın 243. maddesi gereğince bu sanık yönünden kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar …, …, … ve … haklarında dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla örgüte üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere, Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olan sanıklar …, … ve …’ın, şirketleri adına 750 ton demir ve petrol satın aldıkları, …’in de sahibi olduğu şirketin faaliyetleri kapsamında kullanmak için … firmasından bu demirleri satın alarak şirketinde yer kalmaması üzerine bir kısım demirleri …’nun deposuna koyduğu, sevk irsaliyesinde gösterilen adresin Kuzey Irak olmayıp Ankara olduğu, … şirketinin, satın aldıkları demir ve petrolün bedelinin bir kısmını peşin, diğer bölümünü ise 4 adet çek ve 7 ayrı bono ile ödedikleri, katılanların yapmış oldukları araştırma sonucunda sanıklar … ve …’nın … şirketinin resmi ortakları olmadıklarını tespit etmeleri üzerine henüz teslim etmedikleri bir kısım demiri geri aldıkları, teslim edip … ve … şirketinin depolarına indirilen malların bedellerini ise …’in, … şirketi vasıtası ile katılanlara ödediği ve bu ödeme belgelerini dosyaya ibraz ettiği, ayrıca ödenmeyen 03.12.2009 keşide tarihli ve 91.537,71 TL bedelli olan çekin karşılıksız çıkması üzerine Ankara 16. İcra Müdürlüğü’nün 2009/17407 sayılı takip dosyasında icraya konulduğu, katılanların, sanıklardan … ve …’nın resmi olarak şirket ortağı olmaması ve bir çekin karşılıksız çıkması nedeniyle vadesi gelmeyen alacaklarını tahsil edemeyeceklerini düşünerek şikâyetçi oldukları hususları birlikte değerlendirildiğinde, ticari faaliyetleri çerçevesinde hareket eden sanıkların eylemlerinin hukuki ihtilaf niteliğinde olması nedeniyle üzerlerine atılı suçları işleme kastıyla hareket ettiklerine dair delil bulunmadığı gerekçeleriyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.