Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/5109 E. 2015/20526 K. 16.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5109
KARAR NO : 2015/20526
KARAR TARİHİ : 16.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmolunan ceza miktarına nazaran sanıklar … ve … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanıklar … ve … ile katılan …’un, birlikte … A.Ş.’yi kurdukları, sanık …’nin 04.07.2005 tarihinden 16.09.2006 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirketi münferiden temsile yetkili kişi olduğu, sanık …’nin daha sonra 20.11.2006 tarihinde şirkette hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olan diğer sanık …’un ise hisselerini 14.09.2006 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı, bu tarihten sonra sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek şirkette yetkili olduğu tarihlere ilişkin önceye dayalı kira sözleşmesi ve buna bağlı 3 adet bono düzenledikleri, suça konu 05.10.2005 tarihli kira sözleşmesine göre, sanık …’un yetkilisi olduğu başka bir şirket olan … Sanayi Limited Şirketi’nin, LPG tank üretiminde kullanılmak üzere 90 parçadan oluşan makine ve teçhizatları … A.Ş’ye 2006-2007-2008 yıllarında yıllık 200.000 TL’ye kiralanmış olduğu, bu kira sözleşmesi karşılığında da sanık …’nin, 05.09.2005 düzenleme tarihli, 15.01.2008-15.06.2008 ve 15.12.2008 ödeme günlü 236.000 TL bedelli, … A.Ş.’nin borçlu, …Ltd. Şti’nin de alacaklı olduğu 3 adet bono imzalayarak diğer sanık …’a verdiği, sanık…’un da suça konu senetleri ciro ederek diğer sanık …’ye verdiği, sanık …’nin de bonoları Antalya 1. ve 7. İcra Müdürlüklerinden takibe koymak suretiyle katılan aleyhine icra takibi başlattığı, böylece sanıklar … ve …’un, kendilerinin yetkili oldukları tarihlere denk gelecek şekilde sonradan içerik itibariyle sahte kira sözlemesi ve bonolar düzenledikleri, sanık …’un da bu sahte bonoları, gerçekte borcu bulunmamasına rağmen 670.000 TL nakit para aldığını iddia ettiği sanık …’ye borcuna karşılık verdiği, gerçekte böyle bir alacağı olmayan sanık …’nin de bonoların içerik itibariyle sahte olduklarını bildiği halde katılan aleyhine icra takibi başlattığı, sanıkların bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda; bonolor üzerindeki “Westyle” logosunu basan … Ltd. Şti’nin suça konu senet yapraklarının 28.09.2006 tarihinden sonra piyasaya sürülmüş olduğuna dair yazısı, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/189 esas sayılı dava dosyasına ibraz edilen mali müşavir ve makine mühendisince düzenlenmiş bilirkişi raporu; … A.Ş.’nin defter, belge, fatura ve kayıtlarında yapılan incelemeler sonucu vergi denetmenlerince hazırlanmış rapor, soruşturma aşamasında yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporu içerikleri ile Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan 5 kişilik heyet tarafından verilen hukuki ve teknik mütalaa ve katılan vekilinin talebi üzerine Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi tarafından verilen edilen hukuki mütalaa karşısında, sanıkların atılı suçları işlediklerine yönelik mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
1- Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilleri ile sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların, sahte olarak düzenledikleri senetleri, icra müdürlüğü aracılığıyla tahsil etmeye çalışarak menfaat sağlamaya teşebbüs etmeleri şeklinde gelişen olayda, ayrıca TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen ‘kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunun da oluştuğunun gözetilmemesi, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilleri ile sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Sanıklar hakkında tayin olunan 50 gün adli para cezasının, TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca beher günü takdiren 100 TL’den paraya çevrilirken “5.000 TL” yerine “2.500 TL” adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin “2.500- TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “5.000 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.