YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19065
KARAR NO : 2015/26641
KARAR TARİHİ : 10.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz, hakaret
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Suç tarihinde sanığın Barışlı köyü Ayvaz mevkii 110 ada 3 parselde bulunan fındık bahçesinin mahkeme kararı ile kendilerine verildiğini bahane ederek, katılan …’e ait hissenin fındıklarını malik gibi topladığı ve …’ü bu kısma sokmadığı, bu suretle hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediği, diğer yandan kendisine itiraz eden katılanlara hakaret ettiği ve fındık ocaklarından dikili haldeki 2 adedinin yapraklarını yakarak malına zarar verdiği iddia edilen olayda, tüm dosya kapsamına göre, olay yeri görgü ve tespit tutanağında, iki adet fındık ocağının ortasında sanığın ateş yaktığı, bu ateş nedeniyle ve rüzgarın da etkisiyle meyveleri toplanmış fındık ağaçlarının yapraklarının kuruduğu ağaç gövdelerinin zarar görmediği, sanığın 1/6 oranında hissedar olarak maliki bulunduğu ve taraflar arasında fiili taksim yapılmamış olan dava konusu taşınmazdaki ağaçlara sanığın kabul ettiği şekliyle zarar verme kastı ile hareket etmediği, yine sanığın müşterek taşınmazdan rızasız fındık toplama eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 144/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu ancak sanığın savunmalarında yanlışlıkla fındık topladığının beyan etmesi karşısında, suç kastının bulunmadığı anlaşılan olayda, suç vasfında yanılarak hakkı olmayan yere tecavüz etme ve hakaret suçlarını sanığın işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10/06/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.