Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/12257 E. 2015/26221 K. 03.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12257
KARAR NO : 2015/26221
KARAR TARİHİ : 03.06.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın şikayetçi …’ın Akbank Tarabya Şubesinde hesabını ele geçirip vadeli hesabında bulunan parayı almak istediği, hesabın vadeli olması nedeniyle işlem yapamadığı, 16/01/2007 tarihinde Taksim Şubesinden …’ın sahte nüfus ve sürücü belgesi ile parayı çekmek istediğinde, banka görevlilerinin … hesabının vadeli olduğunu ve hesap cüzdanı gerekli olduğunu hesabın bulunduğu Şubenizde de Tarabya şubesi olduğunu söylediği, sanığın parayı çekemeyeceğini anlayınca 17/01/2007 günü Akbank Tarabya Şubesine geldiği, daha önce Internette nüfus bilgilerini alarak sahte olarak düzenlendiği … adına kayıtlı nüfus cüzdanı ile birlikte …’ın Akbank Tarabya şubenizde bulunan hesap cüzdanın ele geçirmek ve vadeli hesabını vadesiz hesaba dönüştürmek amacı ile … adına Kadir …’ın hesabına para yatırıyormuş gibi gözüküp banka görevlilerinden hesap cüzdanını sanığın istediği banka görevlilerine “Benim adım …, beni Kadir Kılınç gönderdi. Onun hesabına 200,00-YTL para yatıracağım” dediği, sanıktan şüphelenilmesi üzerine kimlik istendiği, … adına düzenlenmiş sahte kimliği banka görevlilerin verdiği,parayı banka görevlilerine verdiği, banka görevlilerinin parayı hesaba yatırmadıkları, banka dışına çıkan sanığın bilgisayarın ele geçirilmemesi için bir kamyonun arka kasasına attığı, bu sırada hesap sahibi şikayetçi …’ın kendisinin kolundan tutup bankanın içerisine götürdüğü, sahte nüfus cüzdanlarını sanığın kendisinin düzenlendiğini burada ikrar ettiği,, bu yolla şikayetçiye ait hesaptan bilişim sistemleri kullanılması suretiyle bankayı aracı kılmak sureti ile nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.11.2009 gün ve 193/268 sayılı kararında da belirtildiği üzere, … isimli kişi ile bilgisayar üzerinden yazışması sırasında bilgisayara bulaştırdığı virüs marifetiyle elde ettiği kişisel bilgiler ve internet hesabı şifresini kullanarak, adı geçenin banka hesabından Kadir Kılınç isimli şahsa ait hesaba havale gönderen ve bu kişinin kimlik bilgilerini içeren sahte kimlik belgesini kullanarak bahse konu parayı çekip mal edinmek isterken yakalanan sanığın eyleminin TCK. nun 142/2-e maddesinde tanımlanan “bilişim sisteminin kullanılması suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturacağının gözetilmeden, suç vasfında yanılgı ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 03/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.