YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1966
KARAR NO : 2015/21044
KARAR TARİHİ : 19.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Avukat katılanın, müvekkili (alacaklı) Birol Mert lehine, borçlu-sanık … (…Ltd.) aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2006/2645 E. sayılı dosyasında yapıldığı bildirilen icra takibinin kesinleşmesi, borçlu-sanık …’in “mal beyanında bulunmamaktan” İzmir 6. İcra Ceza Mahkemesinin 05/06/2006 tarih ve 2006/1275 E, 1641 K. sayılı ilamıyla disiplin hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi, kararın infazı amacıyla adı geçen sanığın yakalanıp polis merkezine alınmasını müteakip ; geçmişte Jandarma Uzman Erbaş olarak (01/09/2003-05/02/2004 tarihleri arasında -10. Jand. Eğt. Alay. Kom.) görev yapan diğer sanık …’ın, önceden tanıdığı …’in cezasının infaz edilmemesini sağlamak için; üzerinde askeri üniforma da olduğu halde katılanın bürosuna gidip, kendisini görevli Jandarma Astsubay Üst. Çvş. olarak tanıtıp, dosyada fotokopisi bulunan “T.S.K- Görevli Kartı ” aslını (fotoğraflı) katılan ve çalışanı tanık Aslı’ya gösterip “… hakkında şikayetten vazgeçilmesini temin amacıyla, onun borcuna karşılık şahsı adına bonolar imzalayıp verme..” teklifinde bulunması, 04/12/2006 düzenleme 16/12/2006, 16/01/2007 ve 16/02/2007 vade tarihli üç ayrı bonoyu lehdarı Birol Mert olacak şekilde, borçlu sıfatıyla imzalayıp, “İzmir İl Jandarma Komutanlığı” adresini yazarak vermesi bu suretle katılan avukatın yetkisine dayanarak sanık … hakkındaki (mal beyanında bulunmama fiiline ilişkin olarak) şikayetten vazgeçmesini sağlaması eylemlerinin birlikte hareket eden sanıklar için “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)“ Nitelikli dolandırıcılık ” suçundan sanık … hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen katılan … ve adı geçen sanığın müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılanın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kendisini müdafii ile temsil ettiren ve beraat eden sanık … lehine, Hazine aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/son maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasına “Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/son maddesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren ve beraat eden sanık …’e 2.200 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınıp verilmesine ” 2 no’lu paragrafı eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II)“Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık … hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen katılanın (…’in) temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İzmir İl Jandarma Komutanlığı’nın 24/04/2007 tarihli cevabi yazısına göre 2004 yılı Şubat ayında istifa ederek T.S.K.’dan ayrılan sanığın, avukat olan katılanın bürosuna (katılanın 09/02/2009 tarihli duruşmadaki beyanına göre) resmi üniforma ile gidip, kendisini T.S.K. Mensubu olarak tanıtıp katılan tarafından fotokopisi alınmış fotoğraflı Görevli Kartı’nı da gösterip katılanı kandırarak arkadaşı … hakkındaki “şikayetten vazgeçmeyi” kendisinin borçlu olduğu senetleri de vererek sağlaması eyleminin atılı “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu nazara alınmadan yazılı gerekçeyle “beraat” kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayalı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/02/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.