Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9033 E. 2015/21983 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9033
KARAR NO : 2015/21983
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in, katılan …’nin yetkilisi olduğu … Ltd. ünvanlı şirkete var olduğu belirtilen borcu için önceden vermiş bulunduğu “bonoyu ” geri alıp yerine çek verme teklifinin kabul görmesi üzerine, fikir-eylem birliği içinde hareket ettiği ileri sürülen diğer sanık …’i yanına alıp, katılanın işyerine (temsil-ilzama yetkilileri … Özkağnıcı-sanık …’in babası – ve … olan … Ltd. ticari ünvanlı şirketin Türkiye Finans Katılım Bankası Mevlana Şubesi nezdindeki hesabından verilme-14/10/2008 tarihi itibariyle “ödemeden men talimatı” bulunan-) çek koçanıyla gitmeleri ve orada sanık …’in hesap sahibi şirket adına çek keşide etme yetkisi olmadığı halde(sanık …’in de bunu bilerek) suça konu 30/10/2008 keşide tarihli, 4448166 seri no’lu 30.000 TL miktarlı, sanık … namına düzenlenmiş çek yaprağını düzenleyip (keşideci imzasını atıp) sanık …’in de birinci ciranta sıfatıyla çeki ciro edip, katılana vererek ondan “önceden borca karşılık verilmiş bonoyu” alıp haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “Nitelikli dolandırıcılık” ; “Resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)“Nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “beraat” kararına yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
II)“Resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; 14/10/2008 tarihli “ödemeden men talimatı” kapsamında bulunan çek yapraklarını ihtiva eden çek karnelerinin ilgili banka şubesinden hangi tarihte, kim tarafından teslim alındığının öğrenilmesi, … Ltd. şirket ortak-yetkilileri … ve …’ın iddia ve savunmalar doğrultusunda tanık sıfatıyla usulünce dinlenmeleri, aşamalardaki anlatımlarda katılana ”… borca karşılık … Ltd.’nin bedelleri ödenen 30.000 ve 15.000 TL’lik iki ayrı çek yaprağının da verildiğinin…” söylenmesi karşısında; suça konu çek yaprağı da dahil olmak üzere bu çeklerin .. Ltd. şirketinin kayıtlarına hangi tarihte girdiklerinin gerektiğinde şirketin defter-belgeleri de incelenerek tespit olunması, bedelleri ödendiği belirtilen iki çek yaprağının “ödemeden men talimatı kapsamındaki çeklerden olup olmadıklarının” belirlenmesi, sanık …’in (vaya … Ltd. yetkililerinin) anılan üç çek dışında, kendi keşideci imzasıyla (önceki tarihlerde) katılana (veya şirketine) benzer çekler verip vermediğinin araştırılması, Konya 5. İcra Dairesinin 2008/7082 E. sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, icra takibine itirazda bulunulup bulunulmadığının görülmesi, sanık …’in sanık …’in … Ltd. ünvanlı şirkette “çek tanzim etme yetkilisi” olup olmadığını bilebilecek konumda olup olmadığına ilişkin delillerin karar yerinde ortaya konulması, toplanan kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/03/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.