Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2017/11117 E. 2018/24010 K. 10.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11117
KARAR NO : 2018/24010
KARAR TARİHİ : 10.12.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun yapılan tebligatla başlar. Dosya içerisinde bulunan Harita Mühendisi-Teknik bilirkişi …’ un 30.03.2015 tarihli raporu ve davalı … Müdürlüğünün dosyaya sunduğu dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin bilgi belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının payının geldisi olan kişilerden …, …, …, …’e kamulaştırma işleminin bizzat 20.02.1973 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından davacıya bu kişilerden gelen hisseler yönünden davanın reddi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Dava konusu taşınmazın 03.08.2015 tarihli imar uygulaması dolayısıyla işlem görerek tapu alanının 168.200,19 m² iken 40.920,87 m²’ ye düştüğü, mahkemece belirtilen imar uygulaması dolayısıyla taşınmazın imar planında özgülenme amacında bir değişiklik olup olmadığı belirlendikten sonra mahallinde fen bilirkişisi marifetiyle yeniden keşif yapılarak, fiili durum yönünden oluşan tereddütün ortadan kaldırılarak karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre;
3-…, 28335 ada 20 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu’nun kıymet takdir esaslarını belirten 11.maddesinin 1.fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle resen belirlenen emlak vergisine esas değerleri denetlenmeden ve dava konusu taşınmazın dava tarihi, emsal alınan taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parseli olup olmadıkları yönünden değerlendirme yapılmadan soyut ifadelerle m² belirlendiğinden bilirkişi raporu inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması,
4- Dava konusu taşınmazın tapu kaydında … ve … Bakanlığı lehine irtifak hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu irtifak hakkının taşınmazda meydana getireceği değer düşüklüğü yönünden bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi,
5- Dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydına göre davacının hissesi azaldığı halde bu hususun dikkate alınmayarak fazla tazminata hükmedilmesi,
6- Davalı idare harçtan muaf olduğu halde yargılama giderleri içinde aleyhine harca hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 10/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.