Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/15166 E. 2018/12402 K. 09.05.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15166
KARAR NO : 2018/12402
KARAR TARİHİ : 09.05.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yargılanmanın Yenilenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1988/77 Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında, davacı tarafından vekil edenlerinin adreslerinin kasıtlı olarak yanlış bildirildiğini ve davadan haberdar olmaları engellenerek yargılamanın sonuçlandırıldığını, vekil edenlerinin, hiç bir zaman, yargılama sırasında tebligatların yapıldığı …. …. …. … adresinde ikamet etmediğini açıklayarak, yargılamanın iadesi taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … vekili, yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacıların iddialarının asılsız olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; “Davacılar hileli yollar ile kesinleşen karar iddiası ile ilgili olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Davalı tanıkları benzer mahiyetteki beyanlarında davacılardan …’ın, … ile 2007 yılında miras konuları ile ilgili konuştuklarını, miras hissesi istediğini söylemişler, davacı … amcası … ile 2007 yılında kahvede görüştüğünü, ancak mal ile ilgili bir şey konuşmadığını beyan etmiştir. Tanık beyanları istikrarlı, samimi ve inandırıcı bulunarak davacının beyanlarına itibar edilmemiştir. Tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacıların en geç 2007 yılında davadan haberdar oldukları, kaldı ki davanın 1988 yılında açılıp, davalıların da sayılarının çokluğu ve akrabalık dereceleri nazara alındığında, davacıların davadan haberdar olmadıklarını iddia etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatine varılarak davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.”gerekçesi ile; “Davacıların yargılamanın iadesi taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, HUMK.nun 445/7.bendinde (6100 sayılı HMK’nun 375/1-h) yer alan “Mahkümunleh tarafından hükme müessir diğer bir hile ve hud’anın kullanılmış olması” hukuki nedenine dayalı yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1988/77 Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında, davacılar tarafından vekil edenlerinin adreslerinin kasıtlı olarak yanlış bildirildiğini ve davadan haberdar olmaları engellenerek yargılamanın sonuçlandırıldığını, vekil edenlerinin hiç bir zaman, yargılama sırasında tebligatların yapıldığı …. …. …. … adresinde ikamet etmediğini ileri sürmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; HUMK’nun 445/7. bendine göre, lehine karar verilen tarafın veya vekilinin, hükme etkisi olan diğer bir hile (ve hud’a) kullanmış olması yargılamanın iadesi sebebidir. Hile; gerçekte var olan olayların bilerek gizlenmesi veya gerçek dışı olaylara (vakıalara) mal etmek suretiyle diğer tarafın aldatılması (iğfal edilmesi)’dır. Hükmü etkileyen hile ve hud’anın (hud’anın sözlük anlamı: Aldatma, oyun, hile, desise, dalavere, tertip, düzen) her olayın gelişim biçimine göre takdiri tamamen hakime aittir. Olayların gösterdiği gelişmelere göre hükme etkili olan ve yargıyı yanılgıya götüren tüm olayların hile sayıldığı kabul edilmektedir. HUMK 445/7. bendinde ifadesini bulan hile ve hud’a sayıldıkları için yargılamanın iadesi sebebi teşkil eden haller arasında; hüküm verilen tarafın karşı taraf vekili ile gizlice anlaşma yoluna gitmesi, karşı tarafın açık adresi bilindiği halde, dava dilekçesinde ilgisi olmayan başka bir adresin gösterilmesi gibi davranışları saymak mümkündür. ( …. …. …. Hukuk Muhakameleri Usulü, Altıncı Baskı, Cilt V, … 2001, s. 5208- 5218) .
Dosya arasındaki belgelere göre; yargılama sırasında dava dilekçeleri, …. …. …. … adresine gönderilmiş ve tebligatlar, “Muhatap taşınmış, nereye gittiği bilinmiyor” kaydı ile iade edilmiş olmasına rağmen, bundan sonraki tüm tebligatlar yine, …. …..Kat:2/2 …. …. Aktaş eliyle … adresine gönderilmiş ve tebligatlar …. …. Aktaş tarafından teslim alınmıştır. Yargılamanın iadesi istenilen dosyada taraflar kardeş olup, davacıların bu adreste ikamet ettiklerine ya da tebligatları teslim alan …. …. Aktaş ile davacılar arasında tebligatları almaya yetkili olduğuna dair bir bilgi olmadığı gibi, aksine, dosya arasındaki belgelere göre, davacıların 1986 yılından bu yana … / …. …. adresinde ikamet ettikleri anlaşılmaktadır.
Ayrıca, her ne kadar Mahkemece, davalı tanıklarının, “davacılardan …’ın, … ile 2007 yılında miras konuları ile ilgili konuştuklarını, miras hissesi istediğini” söyledikleri gerekçesi ile davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, tanık anlatımları duyuma dayalı olup, davacının gerçekten davadan haberdar olduğunu ispata yarar bilgi içermemektedir. Kaldı ki, diğer davacıların davadan haberdar oldukları yönünde bir tanık anlatımı ya da bilgi de bulunmamaktadır. Bu nedenle 3 aylık sürenin geçirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda yapılacak araştırma sonucunda, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik araştırma inceleme sonucunda yazılı gerekçelerle, yargılamanın iadesi talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Başkan