YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/908
KARAR NO : 2014/16329
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, YIKIM VE ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ,ecrimisil ve temliken tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un ‘ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi,yıkım ve ecrimisil; karşı dava ise temliken tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1645 parsel sayılı 165 m² yüzölçümlü bahçeli ev cinsli taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, ifraz suretiyle oluşan komşu 1971 parselin kayden maliki olan davalının çekişmeli taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, her iki davanın da taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değerleri ile talep edilen ecrimisil ve tazminat toplamlarından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Somut olayda; asıl davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı; asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım isteği yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönlerden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Öte yandan;davalı 23.07.2012 havale tarihli cevap dilekçesi ile karşı dava ile taşkın kesimin adına tescilini istemiş olup somut uyuşmazlıkta Türk Medeni Kanunu’nun 725.maddesinin uygulama yeri bulacağı ve çekişmenin buna göre çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, harcı yatırılarak açılmış bir karşı dava yok ise de, TMK’nun 724. maddesine dayalı isteklerde dava açılması zorunlu olup, taşkın yapı malikinin ayrı bir davaya gerek olmaksızın aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve yıkım davalarında bu davaların niteliği gereği ayrı bir dava açmaya gerek olmasızın savunma yoluyla temliken tescil isteminde bulunabileceği açıktır. Esasen bu kural, uyuşmazlıkların en kısa sürede sağlıklı biçimde çözümlenmesi ve dava ekonomisi yönünden büyük yarar sağlamaktadır.
Ne var ki;davalı savunma yoluyla temliken tescil isteminde bulunduğu halde mahkemece bu istek hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş,gerekçede de davalının bu savunması üzerinde durulmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi, daha sonra davalının temliken tescil isteği üzerinde durulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.