YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3389
KARAR NO : 2015/21678
KARAR TARİHİ : 02.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Baba oğul olan sanıklar Hüseyin ile Hayrettin’in, katılanlarla köydeki bir tarlanın kime ait olduğu ve kim tarafından kullanılacağı hususunda aralarında husumet bulunduğu, suç tarihinde sanıkların, katılanları ihtilaf konusu tarlayı traktörle sürerken görmeleri üzerine tarlanın kendilerine ait olduğunu söyleyerek tarladan çıkmalarını istedikleri, sanık …’in, katılanlara hitaben “bu tarlayı süremezsiniz, bu tarla bize aittir, burayı terk edin” dediği ve ele geçirilemeyen av tüfeğiyle bir el ateş ettiği, katılanların traktörün arkasına saklanarak kendilerini korudukları, ancak av tüfeğinden çıkan fişeğin katılanlara ait traktöre isabet ettiği ve ön farını kırdığı, sanıkların bu şekilde birlikte hareket ederek mala zarar verme ve silahla tehdit suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
1- Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’ un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık … hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet, diğer sanık … hakkında da tehdit ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Elektronik ortamda (UYAP) MERNİS’ten alınan 01/03/2015 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanık …’in hüküm tarihinden sonra 16/12/2014 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
b) Sanık …’in suça konu tarlanın kendilerine ait olduğunu iddia etmesi, köy muhtarı olan tanık Tevfik ile keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre suça konu tarlanın uzun süreden beri sanık … ve oğulları tarafından kullanılmakta olması, bilirkişi raporunun da bu hususu doğrulaması, ayrıca olay günü sanık …’in, katılanları tarlayı sürmemeleri hususunda uyarıda bulunduktan sonra av tüfeğiyle ateş etmesi karşısında, sanık …’in, eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlediği anlaşıldığından hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, suça konu tarlanın sanığın kardeşi olan ve beraat eden diğer sanık …’a ait olduğu şeklinde yasal olmayan gerekçeyle TCK’nın 29. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.